|
|
|
 |
|
|
|
|
PROF. DR.TAMER DODURKA İLE KÖPEK PSİKOLOJİSİ HAKKINDA HER ŞEY (2) |
|
Geçen hafta Prof. Dr. Tamer Dodurka ile Köpek psikolojisi, agresyon, duyarsızlaştırma tedavisi, depresyon başlıklı söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümü okumak için tıklayınız. |
|
Yalnızlık endişesi psikolojik rahatsızlıktır Üyelerimizin sorduğu sorulara geçelim. Bu biraz genel bir sorun, bizim forum sayfalarında kemirme ilgili bir çok soru görüyordum. Üyemizinde sorusu özetle şu şekilde; “8,5 aylık dişi goldenım ile yaşadığım en büyük problem kemirme. Son 3 haftadır yalnız kaldığında duvar köşelerini ve süpürgelikleri kemirmeye başladı. Sorunu ne olabilir?”...
Bu bizim ‘yalnızlık endişesi’ dediğimiz psikolojik rahatsızlık olabilir. Köpeklerin doğasında ne olursa olsun yalnızlık yoktur. Köpeği anlamamız için her zaman köpeğin kalıtımını ve gelmiş olduğu yerden kalan kalıtımsal davranışlarını incelememiz gerekiyor. Köpeklerin ataları olan kurtlar kolektif yaşar ve yalnız bırakılmazlar. Yalnızlık ve bilinmeyenler köpeği tedirgin eder. Böyle köpekler endişe halini gidermek için havlama, işeme, eşyalara zarar verme gibi istenmeyen davranışlar sergileyebilirler.
Köpeklerin doğasında yalnızlık yok dediniz. Peki köpekler hiç yalnız kalamazlar mı? Kalırlar tabii ama nasıl... Özellikle sosyalizasyon döneminde onları yalnızlığa alıştırmak gerekiyor. Köpek yavaş yavaş yalnız bırakılmaya alıştırılır ve sonuçta kaldığı yerin güvenli olduğunu ve sahibinin mutlaka geri geleceğini öğrenmiş olur. |
|
Peki, daha önce üyelerimizden gelen bir soruyu hatırladım, hemen sormak istiyorum. Tasmasız köpeğin psikolojisi farklı mı olur? Yani tasmalı iken yürüyüşe çıkardığımız köpeğimiz gayet uysalken, tasması çıkarıldığı anda sürekli etrafına havlıyorsa bu neyin işareti olabilir?
Bu tamamen bireysel bir olay, yani, tasmalı köpek psikolojisi ya da tasmasız köpek psikolojisi diye bir şey yoktur. Bu olayda, köpeğin yaptığı davranışın nedenini ortaya koymak gerekir ama sanırım şunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tasmaya alışmış köpek birden tasmasız kalırsa davranışlarını kontrol edmeyebilir. Çünkü tasmalı köpek kontrolünü sahibine vermiştir. Böylece kendini ve sahibini güvende hisseder. Ama tasması çıktığı zaman bu güven kaybolur ve fobik reaksiyonlar başlayabilir. Hele ki tasmasız dolaşma da tecrübesizse yani küçükken tasmasız dolaşmaya alışmamışsa tepkileri daha sertleşebilir. Sahibi köpeğin cesaretinden dolayı havladığını zannedebilir, hatta ufacık köpekler kendinden büyük köpeklere bile havlayabilir ama bu bir korku havlamasıdır.
Dikkat! Stres, köpeğinizi hasta edebilir Hemen köpeklerin psikolojik rahatsızlıklarına dönmek istiyorum. Biliyorsunuz insanlarda bir çok fiziksel rahatsızlık ve hastalıkların kaynağı olarak stres ya da duygusal sarsılmalar gösteriliyor. Hayvanlar içinde aynı şey söz konusu olabilir mi? Psikolojik sorunları olan bir köpeğin bu sorunu fiziksel bir hastalığa neden olabilir mi?
Elbette, stresin neden olduğu psikosomatik hastalıklar görülebilir. Bunun en belirgin örneği mide ülserleri, kalın bağırsak iltihaplarıdır. Hatta bu hastalıklara yakalanmış hayvanların kliniğe getirilirken bile diazem ile sakinleştirilip getirilmelerini istiyoruz ki ülser bir kanamaya yol açmasın.
Başka hangi hastalıklar var stres kaynaklı? Bir kere stres bağışıklık düşürücü önemli bir etkendir. Stres esnasında bağışıklıktan sorumlu olan T hücreleri baskılanır ve direnç düşer, dolayısıyla hayvan her türlü enfeksiyona açık hale gelir. Sonrasında dolaşım sistemi etkilenirse kalp ve dolaşım hastalıklarına bağlı çeşitli hastalıklar görülebilir. Örneğin kan basıncı üzerine stres, korku vb. olayların önemli etkisi vardır. Yani kısaca stresin etki etmeyeceği tetikelmeyeceği hastalık yok gibi. Çünkü neticede vücutta ki bütün organları kontrol eden bir sinir sistemi var ve bu sistem etkilendiği zaman doğal olarak bütün organlarımız etkileniyor.
Aman dikkat diyoruz ve hemen üyelerimizden gelen sorulara dönüyoruz. Bir üyemiz gelin adayı bulunamadığından çiftleşemeyen bir köpeğin psikolojik sorunları olup olamayacağını sormuş...
Erkeklik hormonu olan testosteron erkeklerde bir yığın davranış bozukluğunun tetikleyicisidir. Bunların başında erkekler arası rekabet, gelir. İkincisi hakimiyet saldırganlığı ya da dominant agresyon dediğimiz davranış bozukluğudur. Ülkemiz de en fazla görülen davranış bozukluğu hakimiyet saldırganlığıdır. Problem, bu hormonun yeterli düzeye ulaştığı ergenlik çağında görülmeye başlanır. Hormonal sebepler davranış bozukluklarının önemli tetikleyicisidir.Ancak çiftleşen köpeklerde cinsiyet hormonlarının bu tür davranış bozukluklarını tetiklemeyeceği anlamı çıkmasın. Çiftleşse de çiftleşmese de hormonal sorunlar şekillenebilir. Ancak çiftleşmeyen ya da yeterli sayıda çiftleşmeyen köpeklerde eşyalara cinsel nesne gibi davranma, kendi kendini tatmin benzeri davranışlar daha sık görülür.
Peki, dişilere dönelim. Sorumuz kısırlaştırılmış bir köpeğin anne olmaması onun etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili.
Hiç bir şekilde etkilemez çünkü annelik köpeklerde bir iç güdüdür. Sadece o hormon etkisiyle vücutta oluşan değişiklikler, mesela memelere süt gelmesi, rahimin büyümesi bir takım değişimler olur o zaman bu dürtü bir uyarıdır. Bu iç güdüyü tetikleyen hormon olmadığı zaman köpek hiç bir zaman ‘ben anne olmadım’ ya da ‘anne olamayacağım’ gibi bir kaygı duymaz.
Köpeğiniz ya da kediniz endişe hallerinde kıl dökebilir
Bir çok hayvan sahibinin ortak sorunu kıl dökme. Bazı durumlarda damlalar, ilaçlar bile fayda etmiyor. Kıl dökme pskolojik olabilir mi? Özellikle kedilerde endişe hallerinde görülebilir. Psikojenik kıl dökme dediğimiz bir hastalık var. Sadece stres nedeniyle oluşan kaşıntı sonrasında o bölge kaşınıyor ve o bölgede bir kıl dökümü meydana geliyor. Bazen veteriner kliniklerine girer girmez, kedinin endişe nedeniyle ciddi bir şekilde kıl döktüğünü izliyoruz.
Hazır siz kedilerden bahsetmişken soralım. Kedilerle köpekler bir arada nasıl yaşarlar? Yaşar ama iki hayvanında mizacı çok önemli. Bu iki hayvanın aynı evde yaşayamasının en önemli sebebi birbirlerinin davranışlarını yanlış anlamalarıdır. Mesela köpeğin oyuncu davranışları kediler tarafından çok tolere edilen bir davranış değildir. Artı, köğek kedinin kaçmasını oyun olarak algılar ve onu kovalamaya başlar. Bu nedenle birbirlerini anlamadıkları ya da yanlış anladıkları için iletişim zorluğu vardır. Ama eğer sosyalizasyon dönemini birlikte geçirmişlerse birbirlerini daha iyi anlarlar. Kedilerle köpekler anlaşamazlar derler ama bu görüşü yıkan çok örnek gördük. Birbirlerini koruduklarını , birbirlerinin hastalıklarına üzüldüklerini gördük. Önemli olan mizaçları ve birbirlerini anlamaları. |
|
Peki, psikolojik rahatsızlıklar en çok kediler demi yoksa köpekler de mi görülüyor? Köpekler de daha çok görülür. Çünkü kediler insanların etkilerinden daha bağımsız yaşarlar. Doğada da kediler daha güçlü olup yaşamları ve avlanmaları için grup kurma ihtiyacı duymazlar. Bu nedenle kimseye yaltaklık yapmazlar ve dolayısıyla kurdukları ilişkilerden fazlaca etkilenmezler. Ama ataları grup halinde yaşayıp birbirleriyle güçlü sosyal bağlar kuran köpekler sahibipleriyle çok fazla özdeşleşiyor, sahibinin mimiklerini kapacak kadar çok yakın bağlar kuruyor. Bu durum da köpekler sahiplerinin ve yakın çevresinin hatalı tutumlarından çok daha fazla etkileniyorlar.
Köpeği sadece eğitmen değil, sahibide eğitmelidir
Hemen bir üyemizin daha sorusuna geçmek istiyorum. Üyemizin merak ettiği şey şu; köpek eğitmenden mi yoksa sahibinden mi eğitim almalı? |
|
Köpeği eğitebiliyorsa elbette sahibinden almalı. Ama şunu belirtmem lazım. Köpek eğitimi sadece 2 aylık 3 aylık bir süreç değildir. Köpek eğitimi köpeğin doğduğu andan başlar ve ölene kadar sürer. Bunu tabii ki hayvan sahibi yapacak, fakat, hayvan sahibinin bir takım şeyleri öğretmesi için bilgisi olmaz, zamanı olmaz işte bu durumda elbette bir eğitmenden yardım almalı. Ama köpeği bir yere bırakıp eğitilmesini istemek doğru bir tutum olamaz. Köpek sahibi mutlaka eğitimde bulunmalı ve önce kendisi eğitilmelidir. Yani, köpeği eğitmene teslim edip bir ay sonra almak mantıklı olamaz değil mi? Aslında genel olarak yapılan bu uygulama çok sağlıklı olmayabilir. Eğitimin en ideali az önce belirttiğim gibi üçlü bir çalışma içerisinde olmasıdır. Yani, köpek sahibi, köpek ve eğitmen şeklinde. Köpeği eğitmenin gözetiminde sahibi eğitmelidir.
İtaat eğitimini en çabuk alan köpekler
“Üç aylık bir Husky’miz var ve hiç bir şekilde ‘hayır’ komutunu dinlemiyor, ne yapabiliriz” diye bir soru gelmiş. 3 Ay biraz erken mi sizce bu tarz şikayetler için. Yani sonuçta hala bebek ve belki biraz şımarıklık yapmak istiyor. Şimdi burada 2 durum var. Birincisi; evet, 3 ay biraz erken diyebiliriz bazı şeyleri öğretmek için. İkinci ise; husky itaat bakımından en kötü köpeklerden bir tanesidir. Yani bu hayvanımız maalesef ilerde de pek ‘hayır’ komutunu dinlemeyecek gibi gözüküyor. Yine de imkansız gibi düşünülmesin ama böyle köpekleri eğitmek için çok daha fazla bilgi ve efor gerekiyor.
Peki, en iyi eğitimi hangi ırklar alıyor?
|
|
Eğitim bir çok alanda verildiği için itaat eğitimini baz alırsak Alman çoban, labrador, border collie üst sıralarda yer alıyor. Ama husky, chow chow, jack russel gibi ırklar bayağı alt sıralarda yer alıyor.
Köpeklerde aşılama ilgili bir sorumuz var. Kaç yaşına kadar devam etmeli ve 10 yaşına gelmiş bir köpeğin hangi aşıları olması gerekir? 10 yaşına gelmiş bir köpeğin daha önce ki aşıları düzenli olarak yapılmışsa bundan sonra aşı olmasına gerek yok. Ama ben yine debu yaştaki köpeklere iki yılda bir kere karma aşı öneriyorum. |
|
Veterinerlik fakültelerinde hayvan psikolojisinin yeri
Evet, Sevgili Prof. Dr. Tamer Dodurka ile söyleşimiz bitiyor, elimizde ki bütün soruları sorduk, hepsine en güvenli elden yanıtlarını aldık, çayımızı içtik, sohbetimizi ettik. Site dahilinde bütün üyeler ve hayvan severler olarak hayvan psikolojisinde tek uzmanın kendisi olduğunu biliyoruz. Ama merak ediyoruz ve soruyoruz...
Veterinerlik fakültelerinde psikoloji eğitimi ne durumda? Bugün asistanım bana “bizim okulda neden hayvan psikolojisi eğitimi verilmiyor” diye sordu. Bu gerçekten çok önemli bir soru. Hayvan psikolojisi çok önemli, çünkü bir veteriner kliniğine gelen hayvan bir yığın korkuyla geliyor. İçeride duyduğu kokular bile orada korkulacak bir şeyler olduğunu hissettiriyor. Düşünün ki az önce buradan çıkan bir hayvanın korkmuş olduğu kokusunu bile hissedebiliyor. Ee durum böyle olunca biz bu hayvanı hemen ağzını bağlar masaya yatırırsak bu hayvan elbette buraya gelmek istemeyecek ve hep aynı korkuyu yaşayacak. Bu nedenle veteriner hekimin gerek hayvanın gerek hayvan sahibinin psikolojisini bilmesi gerekir. Bakın sadece hayvanın psikolojisini bilmek yetmez, çünkü hayvan sahibi de otaya geldiğinde psikolojik bir çöküntü yaşıyor. Belki orada düşüp bayılacak, belki depresyona girecek bir tarmva yaşayacak. Bu yüzden veteriner hekim bilgi sahibi olmak zorunda. Psikoloji eğitimi çok önemli ama kendisi hayvan sahibi olmayan bir veteriner hekimin sadece teorik derslerle kendisini yetiştirebilmesini çok zor görüyor bu nedenle her zaman öğrencilerime zaman geçirmeden hayvan sahibi olmalarını öneriyorum. Bu mümkün değilse birçok hayvanın bulunduğu barınaklar, ahırlar, çiftlikler vb. yerlere geniş zaman ayırmaları gerekiyor. |
|
|
|
Peki bu durum bu kadar önemliyken veteriner hekimlerin gördüğü bir ders var mı? Maalesef hiç bir veteriner fakültesinde bu konuyla ilgili bir ders yok. Sadece etholoji dersleri var. Etholoji dersleri de hayvanların olağan davranışlarını, tepkilerini anlatan çok önemli bir ders. Ama psikoloji ayrı bir branş. Avrupa’da bu konuyla ilgili enstitüler var. Biz de bu dersin fakültelerde yer alması için zamanında çok çaba gösterdik ama çeşitli nedenlerle fazla başarılı olduğumuz söylenemez.
Şimdiye kadar iki kitap çıkardınız? Üçüncü kitap olacak mı? Tamamlanmış olan, davranış sorunlarının çözümü üzerine oldukça detaylı bir çalışmam var, sanırım yakında piyasada olacak. Kedi psikolojisiyle ilgili ve psikolojik olmayan diğer hastalıklarla ilgili bir çalışmalarım devam ediyor.
Son |
|
Bu röportaj sayesinde eminiz merak ettiğiniz bir çok sorunun yanıtını verebilmişizdir. Açıkçası bizim de öğrendiğimiz, şaşırdığımız çok şey oldu. Köpek beslemenin , bir köpek ile birlikte yaşamanın sanıldığı kadar kolay olmadığını öğrendik. Ancak onu anlayıp, olaylara onun gözünden bakıp onun sorunlarına çözüm bulabileceğimizi öğrendik. En az biz insanlar kadar hassas ve duyarlı olduklarını öğrendik. En önemlisi; onunla oynamak, onu beslemek, aşılarını yaptırmak dışında en büyük sorumluluğumuzun aslında ‘onu anlamak’ olduğunu öğrendik. Prof. Dr Tamer Dodurka’ya hem bizleri aydınlattığı için , hem de Türkiye’de ilk ve tek olduğu için bütün üyelerimiz adına teşekkür ediyoruz...
|
|
|
17.11.2006 |
|
|
|
|
|
|
Yorumlar (1 adet) |
|
Yazan: köpeğim ceviz |
Tarih: 04 Ağustos 2008 |
Saat: 16:25 |
benim köpeğim bir sokak köpeği oyun oynamayı çok sever ve bütün insanlarla oyun oynamak istiyor evimiz müstakil ona rağmen komşularımız bizim köpeğe canavar gibi bakıyorlar daha br yaşına bile grmedi ama benim köpeğim sevilmiyor oysaki herkesin köpeği var kocaman bir bahçemiz var köpeğimiz için tel çevirdik isteği gibi bahçenin içinde ama gezdirmeye çıkardığımız da yuvasına sokmakta çok zorlanıyoruz babam 2 kere kucağına alrak soktu 3.sünde hırladı kafasını tasmanın içinde çekiştiriyo gelmemek için nası sokabilitiz bir sokak köpeğini nasıl eğitebilirim |
|
|
|
|
|
|
|
|
|