|
|
|
 |
|
|
|
|
Pako ekrana taşınınca... |
|
21/12/2003 tarihli programdan bir görüntü |
|
Bekir Coşkun’un köpeği Pako, hem Hürriyet gazetesindeki köşesinden hayvanseverlere ulaşıyor hem de TRT 1 kanalında yayınlanan Pako’ya Mektuplar programı ile. Sokaklarda yaşamak zorunda kalan hayvan dostlarımızın mücadelelerini anlatan, çevre konulara ilgisiz kalmayan, hayvanseverlerin sesini duyuran bu programın yıl sonunda biteceği iletildi. Biz de Pako’nun daha uzun ömürlü olması için HavHav.com ve Kedigen.com’da Pako’ya Mektuplara Destek Kampanyası başlattık. Pako’ya Mektuplarla ilgili olarak programın senaristi ve yönetmeni Erol Onur söyleşi konuğumuz oldu.
Pako'nun TV taşınmasının öyküsü nedir? Yaklaşık yedi yıl önce Bekir Çoşkun'un eşi Andree hayvanlarla ilgili bir program yapma fikrini ortaya attı. Ama uzun süre proje haline getirip, TV kanalları ile görüşemedik. Son iki yılda proje hazırlandı ve çeşitli özel kanallarla görüşüldü. Özel kanallar önce ilgilenseler de, reyting kaygıları ve sponsor bulunamaması nedeniyle bir türlü evet diyemediler. Sonra TRT’ye götürdük projeyi. Çocuk ve Gençlik Programları Müdürü Gülseren Çarkacı ve Prodüktör Sevgi Kartarı destek oldular. TRT Yönetimi 13 program için projeyi kabul etti ve uzun bir hazırlık döneminden sonra 5 Ekim 2003 tarihinde yayına başladık. |
|
Pako anne ve babası ile |
|
Çevre ve hayvan bilinci oluşturmada sizce Pako karakterinin yeri nedir? Pako, Bekir ve Andree Coşkun’un köpeklerinden birinin adı. Şimdi Pako denilince çevre ve hayvan duyarlılığı geliyor herkesin aklına. Bekir Coşkun bir şeyleri anlatabilmek, çevre ve hayvanlara dikkat çekebilmek için Pako’ya mektuplar yazmaya başladı. Bu her ne kadar gazetede yayınlansa da aslında bir iç serzeniş ya da "en bunları yazıyorum ama biliyorum ki hiç kimsenin umurunda olmayacak" kaygısıydı bence. Pako’ya Mektuplar’ın ilk yazılarından biri "Badi’yi vurmasınlar" idi. O zaman Bekir Coşkun gazete yönetiminden çok tepki bile aldı ama okuyuculardan inanılmaz bir destek geldi yazıya. Yazıda bir ayının arı kovanlarına verdiği zarar ve arıcıların onu öldürecekleri anlatılıyordu. Orman Bakanlığı Badi’nin arıcılara verdiği zararları karşılayarak Badi’nin öldürülmesini engelledi. Birileri umursadı ve Pako’ya Mektuplar köşesi, içinde biraz çevre ve hayvan duyarlılığı olan tüm insanların ilgisini çekti. Pako artık bir simge. İçinde doğa ve hayvan duyarlılığı taşıyan herkes için bir simge. Kimi zaman statükocu, en azından doğa konusunda mevcut durumun korunmasından yana, kimi zaman hayvan haklarının olduğu yeni bir dünya düzeni isteyen. Ama o bir simge.
Programa gelen tepkiler nasıl? Programa tepkiler çok yoğun ve umut verici. Bekir Coşkun çok tebrik alıyor. Beni tanıyanlar yolda durdurup tebrik ediyorlar. Program yayına başlarken reytinglere gireceğini düşünemiyorduk bile. Ama kimi zaman en çok izlenen ilk otuz programdan biri oldu. TRT’de milli maçlar haricinde en fazla mail bizim programa geldi. Biz biraz tepkisiz bir toplum olduğumuz için izleyiciden fazla destek gelmiyordu. Son zamanlarda HavHav.com, Kedigen.com ve Sokaktaki Melekler grubu programa destek oldu ve tebrik mesajları yoğunlaştı.
İzleyicilerin bir kısmı "program boyunca ağladıklarını" söylüyorlar ve komik bölümlerin yer almasını istiyorlar. Bunda haklılar ama konularımız dramlarını içinde taşıyor zaten ve Türkiye’de hayvan konusunda lay lay lom yapacak bir atmosfer yok. Bütün konular dram, doğa insanların insafına terk edilmiş ve (bir kaçı dışında) tüm hayvanlar hüzünlü.
Programın konularını nasıl belirliyorsunuz? Programın konuları değilse de bölüm başlıkları (Pet besleyen ünlü, barınaklar, hayvan öyküsü, çevre vs.) proje hazırlanırken belirlenmişti. Ondan sonra sıra senaryo yazılmasına gelince her şey değişti. Bekir Coşkun işlenmesini istediği konuları söylüyor, Andree ya da yapımcımız Sevgi Hanım konular öneriyor, internet taranıyor. Birkaç gün düşünüyorum gelecek programda şunları, şunları işleyelim diye ondan sonra bilgisayarın başına oturunca ilk kelimeler bambaşka konulara götürüyor. Bazen dramatik bir cümle bazen bir şarkı senaryonun ana motifi olabiliyor. Ekip belirlenmiş bir konuyu beklerken bambaşka bir senaryo ile karşılaşabiliyor ve panik başlıyor ve sabahlama günleri başlıyor. TRT’de en fazla sabahlama rekoru bizde sanırım. İlk başlarda çok kısır bir konu ile karşı karşıya olduğumu sanıyordum ama o kadar çok açılımı var ki… İlk senaryoyu yazarken on üç tane senaryoyu nasıl yazacağım diye kabuslar görürken, şimdi on üç, yirmi altı senaryonun rahatça çıkabileceğini gördüm. Ki yazıp kullanmadığım bölümler on üç bölüm tutar zaten. |
|
Programı hazırlayan kadro |
|
Pako'ya Mektuplar'ın mutfağında kimler var. Kaç kişilik bir ekip çalışıyor? Aslında daha kalabalık bir ekip olmamız gerekiyor ama az kişiyiz. Bekir Coşkun bir öyküsünü ve ismini veriyor programa. Programın yapımcısı Sevgi Kartarı, Yönetmenler Andree ve ben, Yapım-yönetim yardımcıları Hande Aktürk ve Levent Gürel. Programın kurgucusu ise Yusuf şen. Programın bütçesi Sevgi Hanım’ın üzerinde ve tüm şartları zorlayıp kamera ve montaj buluyor bize. Programın yönetime-denetime sunulması, savunulması ona ait. Andree, Bekir Coşkun öykülerini ve zaman, zaman çeşitli ilginç hayvanları çekiyor. Hande ve Levent tüm yazışmaları yapıyor, arşiv tarıyor, çekimlere geliyor ve montaja giriyorlar. Yusuf sabahlara kadar gelen malzemeyi tarayıp en iyi kurguyu yakalamaya çalışıyor. Kameramanımız ilk başlarda (Erol Yazıcı) fixti, sonra bu dağınıklığa dayanamayıp ayrıldı. Kimsenin özel hayatı falan kalmadı zaten. Çalışıyoruz, gidip uyuyoruz (sabahlamadığımız zamanlarda) sonra tekrar gelip çalışıyoruz.
Sokak hayvanlarıyla çekim yaparken nasıl zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Programın hazırlık aşamaları nasıl gerçekleşiyor? “Programın hazırlık aşamaları” diye bir şey var tabi ama asla uygulanamıyor. Hayvanları çekiyorsanız hazırlık gibi bir şey olamıyor. En azından kafanızdaki plan olamıyor. Senaryoyu yazarken “kediyi şöyle bir yere koyarız onun arkasından şunu çekeriz” gibi bir şey düşünüyorum sonra çekime gidince gerçekleştirmeye çalışıyorum. Her şeyi hazırlıyoruz ama kedi orada durmak istemiyor. Mamalar, oyunlar falan hiçbir şey umurunda olmuyor onun durmak istediği yer başka. Onun istediği yerde bize uymuyor!!! Çok sakin bir kedi bir anda hiperaktif olabiliyor ya da tersi. Andree bir çekimde ayıya bal verdi. Ayı balı yavrusu ile paylaşacak O’da çekecek… Ayı oturup bütün balı yedi !!! Bazen eğitimli köpeklerle çalışıyoruz o zaman daha kolay oluyor. “Beyaz Sevgi” isimli öyküde ağlayan köpek vardı ve o köpek çekimde gerçekten ağladı. Çünkü eğitmeni ağlamasını istedi… Hemen tüm hayvanlar kamerayı ve yabancı kişileri karşılarında görünce korkuyorlar ve saklanacak bir yerler arıyorlar.
Pako'ya Mektuplar ne kadar daha sürecek? TRT ile anlaşma 13 bölüm. Yani 28 aralıkta bitiyor program. Devam edip etmemesi TRT Yönetiminin kararına bağlı. Bize devam etmeyeceği iletildi. Onun için biz de ocak ayına yönelik bir program çekmiyoruz. Program TRT İNT kanalında cumartesi saat 11:30'da yeniden yayınlanmaya başladı, TRT 2’de de yakında başlayacak. Yayın saatinden ötürü çok tepki aldık. Özellikle İstanbul’dakiler hiç izleyemediklerinden yakınıyordu. Onun için TRT 2 de gece 23.00 civarında tekrar edilecek. Günü belli değil. |
|
21/12/2003 tarihli programdan bir görüntü |
|
Peki, sizin bir kediniz, köpeğiniz var mı? Benim iki kedim var. Birini 1990’da bir arkadaşım bakamayacağını söyleyerek getirdi. O günden beri bizimle birlikte. Kısırlaştırmadan önce bir kere doğursun dedik. Sezaryanla bir tane doğurdu ve iki kedim oldu. Kedi ve Bücür. Bazen yalıyorlar birbirlerini bazen hırlaşıyorlar ama genelde iyi geçiniyorlardı. Şimdi anne çok hasta (veterinerler yapacak bir şey kalmadığını söylediler) ve küçük ona yaşam şansı tanımıyor evde. Çok sakin ve sevgi dolu bir kedi olan Bücür annesini her gördüğünde üzerine saldırıyor. Her yanını parçalıyor. Anneyi sıkılmasın diye mecburen her gün değişik bir odaya kilitliyoruz. Kilitlemezsek açıyor çünkü kapıları. Bir yandan da etme bulma dünyası diye düşünmüyor değiliz hani. Çünkü en güzel yerde ben yatacağım, en güzel mamayı ben yiyeceğim diyerek anne de az eziyet etmemişti Bücür’e!
Bu program sokak hayvanlarına bakış açınızda bir değişiklik yarattı mı? Programın bana çok şey kattığını söyleyemeyeceğim çünkü zaten küçük yaşlardan beri hep kedi-köpeğimiz oldu ve hemen tüm hayvanlarla çok iyi anlaşıyordum. Ama çok daha fazla bilgi edindim hayvanlar konusunda. Bir de etraftaki doğa ve hayvan severleri görünce bir şeyler yapılabileceği konusundaki umutlarım arttı. İzleyicilerden aldığımız maillerde bu değişim var. Hiç hayvan beslemeyi düşünmeyen kişiler bizim programdan sonra kedi-köpek almışlar evlerine. Bizim programda çalışan herkesin, Sevgi hanım hariç, kedisi-köpeği var zaten. Program asistanı Hande köpeklerin yanına yaklaşamıyordu ve ilk çekime gittiği yer Yedikule Hayvan barınağı oldu. Köpeğe yaklaşamayan biri ve etrafında yüzlerce köpek… Ruhunu teslim ediyordu o gün. Ama şimdi tüm köpeklerin, en irilerinin bile başını okşayabiliyor. Ev sakinlerini ikna ederek bir de kedi aldı evine.
Programın ilerleyen bölümlerinde bizi bekleyen sürprizler var mı? Programın sürprizleri yok çünkü maalesef program yok artık. Eğer devam ederse (ileri bir tarihte) tabi ki yepyeni bölümler olacak. Özellikle izleyicilerin çok istediği mizaha biraz daha ağırlık verilmesi düşünülebilir. Zaten programın belirli formatı var gibi gözükse de aslında yok. Her program kendi içinde bir ilk gibi. Her program birbirinden bağımsız ve değişik. |
|
Siz Pako’ya Mektuplarda sadece sokak hayvanlarına değil, çevre konularına da yer veriyorsunuz. Çevre sorunlarını yaratan da hayvanların hayatını çoğunlukla zorlaştıran da insanlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendini üstün ırk olarak gören insanoğlunun, canlıları ve doğayı kendi emrine verilmiş oyuncaklar gibi görmese her şey daha güzel olacak. Doğada her canlının ve her bitkinin bir misyonu olduğuna inanıyorum. Şimdi görüldüğü yerde öldürülen hamam böceklerinin kansere iyi geldiği gibi bir tez atılsa ortaya ve ispatlansa… Bir düşünün ortalığı! Herkes elinde kavanoz hamam böceği peşinde, nadide türleri binlerce dolara alıcı buluyor ve hamam böceği üretme çiftlikleri kuruluyor !!! Böcek ilacı üreticileri iflas ediyor ve insanlık suçu ile yargılanıyorlar !!! Neden? Çünkü hamam böcekleri insanoğlunun işine yaramaya başladı !!! Buna ne gerek var ki?
Bir kedi insanoğlunun hiçbir işine yaramayabilir ama o sıcaklığı ve sevgiyi başka hiçbir yerde bulamayabilirsiniz. Bir köpek sizi korumak için kendini feda edebilir. Bunu da hiçbir arkadaşınızda bulamazsınız. Yaşayabilmek için oksijene ve onu üreten ormanlara ihtiyacı olan, ama ormanları bile yok eden bir insanoğlu…
Siz hiç gücünü gösterebilmek için kendi cinsinden binlercesini öldüren bir aslan gördünüz mü? Yada daha iyi kokabilmek için yaşadığı çevreyi kirleten yok eden bir tavşan? Yalan söyleyen bir devekuşu? Sadece hırsını tatmin için bütün ormana el koyan bir ayı? Ev yapmak için ağaç kesen bir maymun? Ama bütün bunları insanlar yapıyor. Daha zeki, daha akıllı, daha gelişmiş, çok gelişmiş üstün ırk…
Bu söyleşi için Erol Onur'a teşekkür ederim.
Pako'ya Mektuplar'a Destek Kampanyasına katılmak için tıklayın...
Katılanların listesini görmek için tıklayın... |
16.12.2003 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorumlar (9 adet) |
|
Yazan: leonberger |
Tarih: 13 Nisan 2004 |
Saat: 10:55 |
ozan sen forumunu benim doğumgünümde yazmışsın!=) |
|
|
Yazan: leonberger |
Tarih: 13 Nisan 2004 |
Saat: 10:54 |
doğru!güzel bi söyleşi |
|
|
Yazan: aydaoktem |
Tarih: 06 Nisan 2004 |
Saat: 18:27 |
kayıp sahipleri
ankara'da 03.04.2004 günü Alman kurdu-Collie kırması kızım Dost'u kaybettim. Tam 2 gün yılmadan ve oturmadan gece gündüz ilan dağıttım. Ve dün yani 5.4.2004 günü çok büyük bir tesadüf eseri alan veya çalan kişiler kızımı veterinere götürdüler. Veterinerin haberiile karakol da devreye girdi ve şahıslara ulaştık.Fakat bundan sonrası inanılmazdı sanırım bu şahıslar dövüştürmek için aldılar veya bilmiyorum ben kötü niyetliyim.En son olarak da fidye karşılığı kızımı aldım.Önemli olan kızıma kavuşmamdı ama bu yaklaşım içimi kaldırdı.
Söylemek istediğim üzüntünğze yeenik düşmeyin ve azimle arayın muhakkak bulunuyor.
sevgiler... |
|
|
Yazan: L_Manyak |
Tarih: 25 Mart 2004 |
Saat: 14:50 |
bu dövüşmek zorunda bırakılan hayvanlar hakındada derin bir söyleşi yapmak gerekiyor düşüncesindeyim aldılar başlarını gidiyorlar!!! |
|
|
Yazan: ozan olguner |
Tarih: 16 Mart 2004 |
Saat: 14:49 |
tebrik edıyorum sizi gerçekten güzel bi söyleşi |
|
|
Yazan: okimo |
Tarih: 21 Şubat 2004 |
Saat: 13:50 |
selam bütün hayvan dostları
kaybı olan arkadaslar asla ümidinizi kaybetmeyin.....
Her şey donmak üzere olan bir cocker bulmamla başladı onu önce donmaktan kurtardım sonra bana çok alışmasına rağmen gerçek sahibini bulmamın doğru olacağına karar verdım
birçok hayvan sever siteye girdim mail attım
''arkadaslar insanın sevdiğini kaybetmesinin ne olduğunu bilirim 23.01.2004 tarihinde bahçeşehir civarında otoban üzerinde donmak üzere olan bir COCKER buldum şu anda durumu çok iyi böyle bir kaybı olanların mesajını bekliyorum
Şenol sener tel 0535 651 82 42 senolsener@hotmail.com ıcq 140515265 '' şeklinde bütün bilgilerimi içeren
fakat ne bir mesaj ne bir çağrı alamadım
cockere kamil bazende koçum diye sesleniyorduk
iyice sahiplenmeye başladım ama sonuç böyle olamazdı
kamil eğitimliydi belliki bir insan bunun üzerinde epey emek sarfetmişti
havalar düzelince ilk iş kamili bulduğum yer ve civarındaki veterinerlere götürüp sahibine ulaşmaya çalıştım
bu benim ilk denememdi samanlıkta iğne aramak gibi
bahçeşehirde dolaşırken tesadüfen GÖZDE VETERİNER KLİNİĞİ nin önünde olduğumu gördüm ve hemen içeri girip böyle bir kaybı olan olup olmadığını sordum aynı gün bir kaybı olanın olduğunu cockerın yanımda olup olmadığını sordular arabadan alıp getirdim veteriner hemen tanıdı bu firuzan hanımın köpeği dedi ve hemen telefona sarıldı şenol bey bulmuş soğuktan donmak üzereymiş kurtarmış... yok yok şu anda sağlık durumu çok iyi... % 99 sizin köpeğiniz diyordu üzüldüm ve sevindim
üzüldüm çünkü kamilden uzaklaşıyordum belki birdaha göremeyecektim
sevindim kamil kendisine emek veren seven asıl sahibini bulmuştu gerçek adı koçum muş
daha sonra veteriner arkadaşımız anlatmaya başladı
Firuzan hanımların iki köpeği varmış ve fırtınanın olduğu gün sokak köpekleri kovalamış ve tipinin de etkisiyle yollarını yollarını kaybetmişler
firuzan hanımlar aramaları sonucu birisinin soğuktan donmuş olarak ölüsünü bulmuşlar diğerindende ümidi kesmişler çok üzülmüşler yas tutuyorlarmış....
Buluşma anını görmek isterdim ama işimin oluşu ve firuzan hanımların iki saatlik yoldan gelmelerini bekleyemedim telefon numaramı veterinere verdım ödülden bahsettiler ben ödülümü almıştım çok mutluydum ikinci mutluluguda sahibinin sesini ve sesindeki sevinci duyunca yaşadım mehmet ve firuzan ailesine çok teşekkür ederim ve tabiki GÖZDE VETERİNER KLİNİĞİ asım öztürk'e dikkati ve yardımcı olması sebebiyle gerçekten teşekkürler herşey tesadüfen gerçekleşti benim otobandan geçmem yolun sağında karların içinde yatarken donmak üzereyken bulmam sahibini aramam veterineri bulmam ve sahibine ulaşmam onun için asla ümidinizi kaybetmeyin
saygılar sevgiler
Şenol sener
senolsener@hotmail.com
ıcq 140515265
ıcq 2953295 |
|
|
Yazan: ceyhun |
Tarih: 27 Ocak 2004 |
Saat: 01:46 |
bu insanlarla aynı havayı solumaktan bile nefret ediyorum..
veya bu düşüncelerle yaşayan ırklarla desem daha dogru olacak |
|
|
Yazan: zlemyayl |
Tarih: 31 Aralık 2003 |
Saat: 00:41 |
HARİKA BİR SÖYLEŞİ olmuş..öyle ya da böyle bu emek boşa gitmemeli ve bu program mutlaka devam etmeli..Biz hayvanseverlerin erol bey gibi beyinlere ihtiyacı var! |
|
|
Yazan: Rocksy |
Tarih: 27 Aralık 2003 |
Saat: 15:34 |
Güzel bir söyleşi olmuş... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|