Yardım Email Gönder  
 erujum - Yeni Yavr...
 erujum - Amerikan ...
 karlıçınar - Kanga...
 toprak musti - Sib...
 toprak musti - Orh...
 köpek_isteyen - Bu...
Şifremi Unuttum!

İVHO Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere ile söyleştik...

Veterinerlikte ücret tarifesi nasıl belirleniyor, klinikten kliniğe uygulanan ücretler arasındaki büyük farklar neden oluşuyor? Veteriner hekim hatalarında izlenmesi gereken yol nedir? Veterinerler arasında haksız rekabet ne demek? Türkiye'de veteriner hekimliğin bugünü... gibi merak edilen pek çok soruyu İstanbul Vet. Hek. Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere’ye yönelttik. Sonunda iki bölümden oluşan uzun bir söyleşi çıktı ortaya. Söyleşinin ilk bölümünde yukarıdaki soruların yanıtını bulurken 7 Eylül 2004 tarihinde yayınlayacağımız ikinci bölümde ise İVHO’nun son dönemde başlattığı kısırlaştırma kampanyası ve hayvan hakları yasasındaki bazı önemli noktalar hakkında Sayın Yeşildere’nin açıklamalarını bulacaksınız.

Veteriner hekimler odasının görevi nedir? Vet. hekimin çalışma alanları nelerdir?
İstanbul Veteriner Hekimler Odası, 6343 sayılı yasayla kurulmuş anayasal bir kuruluştur. Kamu kuruluş niteliğindedir. Üst kurumu olan Türk Veteriner Birliğine bağlıdır ama kendi içinde özgürdür. Üst kurumunu TVHB’nin merkez konseyini 41 veteriner odasının delegeleri seçer. İstanbul ve Yalova’da mesleğimizle ilgili her alanda yetkiliyiz, yasanın bize verdiği sorumlulukları kullanıyoruz.

Veteriner hekimler odası mesleğin her türlü sorunuyla ilgilenir, yayınlar yapar, kütüphane kurup meslektaşların yararlanmasını sağlar, Türkiye’nin hayvancılık politikalarıyla, mesleki politikalarıyla ilgilenir. Mesleğimizle ilgili güncel sorunlarda aktif olarak etkinliğini koymaya çalışır. En önemlisi, meslektaşlar arasındaki etik sorunların çözümünde haysiyet kurulu olarak devreye girer. Ayrıca hayvanseverle hekim arasındaki sorunlarda da hayvanseverin belgeye dayalı şikayetlerini değerlendirir.

Veteriner hekimlik mesleği, ilgi alanı açısından çok kapsamlı bir meslektir. İlgi alanı dediğimizde, pet dışında sığır, keçi, koyun gibi ekonomik boyutu olan hayvanlar, yetiştiricilik, hayvanların beslenmesi ve hastalıkları akla geliyor. Vet. hekim çiftlikten sofraya kadar her alanda görev yapar. Çiftlikteki her hayvanın aşılama programından tutun da sağlıklı biçimde yetiştirilmesi, mezbaha sevk edilmesi, kesimden sonra kontrollerinin yapılması, soğuk zincirle halkın tüketim noktalarına gelene kadarki kontrolünde etkin rol oynar. Yani işin bir de hayvansal gıda boyutu vardır.

Diğer bir ilgi alanı, son yıllarda gelişen pet sektörüdür. Türkiye’de şu an 4-5 bin dolaylarında pet sektörüyle ilgilenen vet. hekim var. İstanbul’da ise bu sayı ruhsatlı olmak üzere 220 vet kliniği, poliklinik ve hastanedir. Ruhsatsız olanların da üzerine gidiyoruz. Diğer önemli alanlar ilaç sektörü, atçılık, tavukçuluk, arıcılıktır. Ayrıca kamu sektöründe, yerel yönetimlerde de çalışırlar.

Tüm veteriner hekimler size kayıtlı olmak zorunda mı?
İşini özel olarak yapacak meslektaşlar, klinisyenler, özel sektörde çalışanlar odaya üye olmak zorundalar. Ancak 6343 sayılı yasa gereği kamuda çalışanlar isterlerse odaya üye oluyorlar. Bu nedenle İstanbul’da kaç veteriner hekim var tam bilemiyoruz. Vefat edenleri, şehri terkedip bize bildirmeyenleri, adres değişikliklerini bildirmeyenleri düşünürsek aktif üye sayımız 1900 civarında.

İstanbul’da popülasyona bağlı olarak herhalde sizin de gündeminiz diğer 41 odaya göre daha yoğun oluyordur.
Kesinlikle. Üyelerin iş alanlarında görev almaları sırasında odadan bununla ilgili belgeler alma zorunlulukları vardır. Gerek üye olduklarına dair, gerekse odanın her 6 ayda bir saptadığı ücretin ödendiğine dair. Hangi iş alanına dahillerse, bu iş alanları hipermarketler, et ve süt işlek ünitelerine ait yerler, petshoplar, ilaç fabrikaları, salam sucuk fabrikaları olabilir, onlara sorumlu yönetici belgeleri veririz.

Bu alanlardaki vet hekimlerin meslek sonrası eğitimleri çok önemlidir. Pet sektöründe çalışıyorsa odanın görevi yenilikleri aktarmaktır. 6 ay süren eğitim seminer politikamız oldu. Katılan meslektaşlarımız bu bilgileri, bilim adamlarından ve mesleğinde kendini geliştirmiş kişilerden almaktırlar. Ayrıca gıda alanında sürekli HACCP (Kritik Kontrol Noktaları ve Tehlike Analizi) eğitim seminerleri verip onların daha etkin bir biçimde yer almasını sağlıyoruz. Ayrıca kaliteyi yakalamak açısından da toplam kalite yönetimin eğitimini veriyoruz. Bu da ISO 9001-2000 toplam kalite eğitimidir. Yakın bir tarihte toplam kalitede yönetici eğitimi vermeyi düşünüyoruz. HACCP dediğimiz gıda güvenirliliği seminerlerimiz ise sürekli devam ediyor.

Veteriner hekimler odasına en sık hangi konularda şikayet geliyor?
Son zamanlarda noksan olarak gördüğümüz bir konu var. 'Malpractice' dediğimiz hekim hata ve kusurlarından doğan sorumluluklar ve tanı kusurları. Bununla ilgili  yönetmeliğin çıkması konusunda çok gayret gösterdik ve üst makamımız olan TVHB’ne sunduk, orada görüşülüyor. İnsan hekimliğinde böyle bir yönetmelik var ama veterinerlikte henüz yok. Biz de o zaman konunun üzerine tam anlamıyla gidemiyoruz.

En çok şikayeti hekimlerin tanılarından ve yaptığı uygulamalarda doğan hatalardan alıyoruz. Ancak yapılan incelemelerde çoğunlukla hasta sahibinin hatalı olduğu ortaya çıkıyor. Hayvanını ya hastalığının son evresinde hekime götürüyor ya da hekimin önerdiği tedavinin ve ilaçların süresini tam anlamıyla uygulamıyor.

Hekimin hatasından doğan en önemli nokta operasyona almadan önce gerekli kontrolleri yapmaması. Operasyon öncesi kan ve idrar tahlillerinin yapılması, kardiovasküler sistemin incelenmesi gerekir. Alınacak verilerle hayvanın sağlıklı olduğuna kanaat getirirseniz operasyona alırsınız. Ancak hekimler bize, bunu hasta sahibine önerdiklerini ama çok masraflı olduğu için hasta sahibinin bunu kabul etmediğini iletiyorlar. Operasyon öncesi tahlil olayını şu anda mecburi hale getiremiyoruz. Bu hasta sahibinin kendisinin vereceği bir karardır. İnsan hekimliğinde mecburidir. O tahliller olmadan doktor operasyona almaz. Bizde de aynısı olması lazım. Vet. hekim o tahliller olmadan operasyona almamalı. Ancak hasta sahibini kaybedeceğini düşünmesi önemli bir unsur.

Burada hekimlerin gerçekten bir hekim gibi davranması gerekir. Hayvan sahiplerine bunları aşılayabilirsek hataların aza indirgeneceğini görüyoruz. Örneğin bir köpekte diş apsesi var, bu vücuda yayılmış olabilir, operasyon sırasında bazı komplikasyonları bu bile yaratabilir. Bu nedenle hayvanın operasyon öncesi tam anlamıyla konsultasyondan geçmesi gerekir. Ama geçmiyor ve buradan kaynaklanan hatalar bizim de canımızı sıkıyor.

Veterinerler arasında haksız rekabet ne demektir? Bu, yararlı çalışmalar yapılmasını engelliyorsa nasıl aşılabilir?
Veteriner hekimler arasında rekabet olmamalı. Biz bir hekimlik mesleği yapıyoruz. Bu meslek ticari bir düşünce tarzıyla oluşamaz. Reklam hekimlikte yapılamaz. Hiçbir klinisyenin kliniğinde, burada şu şu uygulamalar yapılıyor yazamaz. Rekabet olmaması açısından gayret gösteriyoruz. Alt sınır ücret tarifesi kitapçığımızı da bu anlamda yayınlıyoruz.

Veteriner hekim hiç ücret almadan tedavi yaparsa bu haksız rekabete girer. Ama eşi dostu gelebilir, bunlar özel durumlardır, vet. hekimin taktirine kalmıştır. Örneğin, çok sevdiği bir hayvan sahibi, trafik kazası geçiren bir sokak kedisini getirebilir ya da ‘ben kediyi buldum, getirdim’ deyip ücretini ödemeden gidenler çıkabilir. Orada vet. hekimin yemini var; duygusal, insani ve hekim olarak sorumluluğu var. Bu durumda hekimin rekabet ortaya koyduğunu söylemek yanlış olur. Ancak sokak hayvanı diye sahipli hayvanları düşük ücretle kısırlaştırıyorsa bu haksız rekabettir. Biliyoruz ki, meslektaşlarımız sokak hayvanlarına az ücret alarak ya da hiç almayarak bu tip uygulamaları zaten yapıyorlar.

Bunların yanı sıra sizin de Kedigen’de yaptığınız bir ücretsiz kısırlaştırma kampanyası vardı. Bu kampanya dahilinde birkaç kliniğin adı yayınlanıyordu. Sadece bu klinikleri yayınlarsanız haksız rekabete neden olabilirsiniz. Ama siz 220 ruhsatlı kliniği de yayınlarsanız bu haksız rekabete neden olmaz.

(Kedigen.com 3,5 yıl süren ücretsiz sokak kedisi kısırlaştırma kampanyası haksız rekabete neden olmamak için İVHO ile yaptığımız görüşmeler süresince -yaklaşık 7 ay- durdurmuştuk. Görüşmelerimiz neticelendi ve kampanya tüm İstanbul geneline yayılarak devam edecek.)

Ücret tarifesi demişken... Klinikler arasında bazen çok ciddi fiyat farkları oluyor. Bu listeye baktığımızda en alt sınır fiyatlarının çok yüksek olduğunu, birçok hayvanseverin cebini yaktığını görüyoruz. Fiyatlar nasıl belirleniyor? Hekim bu fiyatların en fazla ne kadar üstüne çıkabilir?
Merkez konseyin sağladığı bir taban puan vardır. Bunu tüm hekimler odalarına öngörür. Oda da kendi bölgesindeki yaşam şartlarına, standartlara göre vet. hekimin toplum içindeki yerinin belli bir noktaya gelmesini düşünerek, TEFE, TÜFE faiz oranlarını hesaba katarak serbest hekim komisyonuyla bereber ücret tarifesi komisyonu toplar ve karar verilir. Zaten bir puantaj saptadığımız zaman enflasyon doğrultusunda yüzdelik olarak arttırabilirsiniz. İller ücret belirlemede birbirinden bağımsızdır. İstanbul'daki en büyük sorun, çok nüfuslu bir kent olması, yüksek ve alt gelirlilerin belli semtlerde toplanmasıdır. Şehir içinde ayrı ücret tarifesi uygulayamıyoruz. Etiler’deki, Zekeriyaköy’deki ücret tarifesiyle Ümraniye’deki, Armutpaşa mahallesindeki ücret tarifesi aynıdır. Bu açıdan sıkıntımız var ama bunu çözmek mümkün değil.

Oda olarak her 6 ayda bir ücret tarifesi kitapçığını yayınlıyoruz. Bu kitapçık alt sınır ücret tarifesidir. Bunun altında kalan hekimlere belgeye dayalı olursa, soruşturma açarız.

Veteriner hekimler size fiyat konusunda birbirlerini şikayet ediyorlar mı?
Bize meslektaşlarımızdan şikayet geliyor, şu klinik fiyat kırıyor diye ancak belgeyle ispatlanamazsa bir şey yapamıyoruz. Etik suçu işleniyorsa o meslektaşı uyarıyoruz. Meslektaşlar veteriner hekimler odasının tarifesinin altına düşmemeli ama bilgi ve becerisine bağlı olarak üstünde istediği fiyatı alabilir.

Yayınladığınız fiyat listesi her klinikte bulunuyor olabilir ancak hayvan sahibinin kolay görebileceği bir yerde durmuyor. Bu durumda bazı fiyatlar hayvan sahibi için sürpriz oluyor.
Hayvan sahipleri gittikleri kliniğin öncelikle ruhsatlı olup olmadığına baksınlar. Hekimler Tarım Bakanlığından verilen bu ruhsatı görülebilecek bir yere asmak zorundalar. Ruhsatın yanısıra diploması, aldığı eğitimlere ilgili sertifikalar, fiyat listesi de asılı olmalıdır. Bunun yanında odanın fiyat listesi her ruhsatlı klinikte uygulanmak zorundadır. Hayvan sahibi bunları görmek isteyebilir, her vet. hekim de bunu göstermekle yükümlüdür. Fiyat listesine bakarken tarihine de dikkat edilmeli, fotokopi olmamalı. Her 6 ayda bir kitapçığı yeniliyoruz ve ruhsatı olmayan kliniklere göndermediğimiz için onlar kitapçığın fotokopisini çekiyorlar. Bir de, buradan yola çıkarak bizim bir noksanımızı gördüm. Her kliniğe çerçeveletilmiş biçimde “Burada Veteriner Hekimler Odasının en alt sınır tarifesi uygulanmaktadır” diyen bir belge asmamız gerekiyor.

Bu noktada hasta sahibi ve vet. hekim arasındaki ilişki çok önemli. Hekime, muayeneden önce hasta sahibine fiyat listesini gösterin, imzalatın diye öneriyoruz ve ücreti o sırada konuşun. Ücret operasyon sonrasında belirlenirse hasta sahibi kendini kazıklanmış hissedebilir. Ancak yapılacak işlemler bellidir, hepsinin de fiyatı bellidir. O imzalayacağı belgeye bu fiyat yazılırsa, yasal bir yükümlülük ortaya çıkar. Hayvan sahibi için de bir sürpriz olmaz.

Post operatif bakımlarda operasyon ücretinin dışında ücret alındığına dair şikayetler alıyoruz. Bu, veteriner hekimle karşılıklı diyalogla halledilebilecek bir sorundur. Bazı hekimler post operatif bakımı da ücretin içinde belirtebilir, bazıları daha sonra ya da günlük uygulamalarda alır.

Veteriner hekim hatasından hayvanını kaybeden biri nasıl bir prosedür izlemeli?
Oda olarak biz ancak belgeyle hareket edebiliriz. Hayvan ölüyor, belli bir zaman geçiyor, hayvan sahibinin elinde bir belge yok; o kliniğe gittiğini kanıtlayan bir fatura bile yok. O dönemde doğal olarak çok duygusal olan hasta sahibi bize uzun bir dilekçe yazıyor. Bu dilekçeyi aynı şekilde o hekime gönderip bilgi talebinde bulunuyoruz. Her iki taraf da kendini, haklı boyutlarda yazarak gösteriyor. Hangisinin haklı olduğunu bulabilmemiz için her şey belgeye dayalı olmalı. Hayvan öldükten sonra neden öldüğünün kesinlik kazanması için otopsi yapılmalı, toksikolojik, mikrobiyolojik analizlerin yapılması ve belgelenmesi gerekir ki, hekimin hatalı olup olmadığını anlayalım. Vet. hekimin de bir hayvana yapmış olduğu tüm uygulamaları bir dosya içinde toplaması gerekir.

Amerika, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde veteriner hekimleri odalarının yetkileri çok fazladır. Bu gibi olaylarda gidip o dosyaya el koyabilir. Bizim oda olarak böyle bir yetkimiz yok. Burada biz sadece önerebiliriz. Deriz ki, her vet. hekim baktığı hayvanla ilgili bir dosya tutsun. Yarın öbür gün bir olumsuzluk olursa bu sizin adınıza bir güvence olur. Ortada belge olmayınca herşey havada kalıyor, duygusal bir dilekçe ile hayvan sahibi haklı bile olsa biz doğru bir sonuca varamıyoruz.

Sadece üniversitede yapılan otopsi mi kabul ediliyor?
6343 sayılı yasada otopsiyi uzman kişileri yapması gerekir şeklinde bir madde var. Şu anda İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Pendik Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsünün otopsi raporları kabul ediliyor. 

Veteriner hekimlerle hayvan sahipleri arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hayvan sahipleri genellikle eğitim düzeyi yüksek, belli standartlara sahip kişiler oluyor. Ancak bazen oradan buradan okuduklarıyla hekimin bazı uygulamaları yanlış yaptığı gibi bir izlenime kapılıyorlar. Kendini yetiştiren bir vet. hekim devamlı okumak ve kendini geliştirmekle yükümlüdür. Ama uygulamada birtakım aksaklıklar olabilir. Bilimde yazılan her şeyin geçerliliği uygulamada olmayabilir. Orada bilgi ve becerinin anında uygulanması, hayvanı kurtarmak açısından anında karar vermek önemlidir. Bu da o vet. hekimin bilgi ve becerisine dayanır. Kimi hayvan sahibi, bilgileri ışığında kendi gözüne ters gelen bir şey olursa, uygulamanın yanlış yapıldığı gibi bir izlenim yaratıyor. En basitinden bir iğnenin deri altı yapılması gerekirken kas içi yapıldığını belirten şikayetlerde bulunuyor. Halbuki o ilaçların literatüründe 2 şekilde de yapılacağı belirtilir de, hayvan sahibi sadece birini bir yerde okumuştur. Bu nedenle hekimin işi zor; belli bir toplum kesimiyle de uğraşmak durumunda.

Veteriner hekim boyutuyla bakarsanız, mesleki sorumluluklar çok önemlidir. Her şeyden önce biz birer hekimiz. Bu işin ticari reklamını yapmamamız gerekir. Bu işi hekim sorumluluğuyla yapan meslektaşımızın çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim. Beş parmağın beşi bir değil tabi. Arada, bu işi ticaret olarak gören, hayvanı sevmeyen, ona sadece para kazanma boyutuyla bakan, yanlış uygulamalardan bile para alan meslektaşlarımız da vardır. Ama bunların belgeleriyle tespit edilmesi durumunda biz üzerine gideriz. Mesleğimizin daha iyi noktalara gelmesi açısından gitmekle de yükümlüyüz.

Hayvan sahipleriyle veteriner hekim arasındaki ilişkide sorunları aşabilmemiz için doğruları iyi yakalamamız, duygusal bakmamamız lazım. Hayvan sahibinin vet. hekimi, bir hekim olarak görmesi gerekir. Hekim olarak görmüyorsa, gitmesin oraya. Hekim yaptığı işin karşılığında alacağı parada pazarlık yapmamalı. Sonuçta bir hekimdir o, yaptığı bir işin bedelini isteyecektir. Eğer pazarlıklar işin içine girerse olayın boyutu değişir. Hekimin de hasta sahibiyle parasal işlerde direkt bir ilişkiye girmesi taraftarı değilim. Bir sekreterya oluşturulması ve ücretin kesin olarak baştan ortaya konması gerekir.

Hayvan sahiplerine de bir eleştirim var. Hayvanı hastalığın en son süreci içinde getirirlerse tedavisinin mümkün olamayacağı bir noktada biz de bir şey yapamıyoruz. Bazı durumlarda hayvan sahibinin petini, en ucuz kliniğe götürdüğünü veya bir hekimi diğerine sırf ücreti düşürmek amacıyla şikayet ettiğini görüyoruz. Bu da hekimler arasında etik bir sorunu yaratıyor. Hiçbir hekimin hasta sahibine, bir diğer hekimi şikayet etmesini kabul edemediğimiz gibi, hiçbir hasta sahibinin de başka bir hekimi şikayet etmesini kabul edemiyoruz. 

Türkiyede veteriner hekimlik eğitimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Veteriner hekimliğini, birçok meslektaşımın eleştirmesine rağmen gelişme içinde görüyorum. Kamu veteriner hekimliği iyi noktalarda değil. Ama zaten kamuya bağlı hiçbir yer iyi durumda değil. Kamu veteriner alanında 10-15 yıldır istihdam yapılmıyor. Eskiden her ilçede 2-3 veteriner hekim vardı. Sayısal olarak veteriner fakültelerinin yetersiz olduğundan okul sayısını arttırdılar. Şimdi bu sayı 21. Bu da enflasyon yarattı. Her yıl binlerce mezun çıkıyor ama kamuda istihdam yok. Yerel yönetimlerde de vet. hekimlerin görev alanları kısıtlandı. Yasa gereği eskisi gibi gıda denetimlerinden görev alamıyor. Ancak yeni gıda yasasıyla yerel yönetimlere aktarılacak diye düşünüyoruz.

Beni sevindiren en önemli nokta, ilaç, pet ve özel sektörde kendi işini kurmada veteriner hekimlik mesleği büyük atılım içersinde. Burada sadece kamuda çalışanların aynı anda kliniği götürmek istemeleri çelişki yaratıyor. Ya part time ayrılıp bu işi yapmaları gerekir ya da çantayla kaçak çalışmaları gerekir. İstanbul dışındaki birçok ilde kamuda çalışanlar kaçak olarak klinik hizmetleri yapıyor. Bu da muayene açmış hekimle, onları karşı karşıya getiriyor ve etik bir suç işleniyor. İstanbul’da da var çantayla kaçak çalışan. Hatta üniversitede eğitimciler arasında da var.

Veteriner hekimlik mesleği kendi ayakları üzerinde durabilecek bir konuma geldi. Bilgi ve beceri açısından da. Tek eleştirdiğim konu, kamu bu şekilde istihdam etmezse, Türkiye’de var olan şap, tüberküloz, şarbon gibi hastalıkların yok edilmesi çok zorlaşır. AB giriş sürecinde bu bizim başımızı çok ağrıtacak. Bu konuda geniş önlemler alınması, bakanlığın hayvancılık sektörüne yatırım yapması, hatta Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da devlet destekli hastaneler kurulması lazım. Bu, 1000 köye 1000 vet. hekim projesinin başka bir ayağı olabilir.

Tavukçuluk sektörü çok gelişiyor. Bu alana vet. hekimlerin kayması gerekir. Bence en büyük eksiklik, veteriner hekimlerin yabancı dil ve bilgisayar bilmemeleri. Yurtdışında master yapmaları, at hastalıkları, tavukçuluk, devekuşu üretimi konusunda atılım yapmalarını bekliyoruz.

Ataşehir Barınağı etkinliğimizde

Birçok konuda yetkilerinizin yetersiz olduğunu söylediniz. Bu yetkisizlik nasıl aşılacak?
1954 yılında çıkarılan 6343 sayılı yasanın değiştirilmesi gerekir. 1982 yılında darbeyle bazı demokratik haklar elimizden alındı. O dönemde meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları devlet aleyhine çalışan unsurlar gibi gösteriliyordu. Bu nedenle meslek odalarının yetkilerini yasayla çok kısıtladılar. Kamuda çalışanlar isterse odaya üye olurlar şeklinde bir madde kondu. Yasada ‘Odanın aidatı 500 liradan az, 5 milyondan fazla olamaz’ şeklinde bir madde var. Devlet elinizi ayağınızı bağlamak için gelir kaynaklarını kısıtlıyor. 1980 öncesi yasada veteriner fakültelerinden mezun olanların bulunduğu bölgeye kayıt yaptırma zorunluluğu vardı. O da kaldırıldı. AB mevzuatını ve Amerika ile Kanada Vet. Hekimler Odalarının yasalarını inceledik ve buna göre bir detaylı bir 6343 yasa taslağı hazırladık. TVHB ve bakanlığa gönderdik. Ancak bunun meclisten geçmesi gerekiyor. Geçtiğimiz hükümet döneminde meclise girdi ancak hükümet düşünce yasalar da düştü. Bu dönemde de hala girmedi. Şu anki yasada birçok antidemokratik madde var, yetki ve sorumlulukların kısıtlandığı çok alan var.

Örneğin biz, vet. hekimlerin diplomayı aldıktan sonra hangi alanda çalışmayı arzu ediyorlarsa, en az 8-10 ay staj görmesinden yanayız. Pet sektöründe çalışacaksa kendini kanıtlamış, en az 10 yıl deneyimli, uzman hekimlerin olduğu bir yerde staja tabi tutulmalı. Kişi, buradan sınavlar sonrası yeterlilik belgesi alabilirse, kendisine klinik açma yetkisinin verilmesinden yanayız. Avrupa’nın bazı ülkelerindeki vet. odalarının, açılan kliniğin oda tarafından denetlenmesi, ruhsatlandırma aşamasından tutun da klinikler arasındaki mesafenin de belirlenmesine kadar yetkileri var. Bu yetkileri de almak istiyoruz. Ruhsatlandırma hiçbir zaman bizim yetki dahilimizde olmadı. Tamamen Tarım İl Müdürlüğüne aittir. Özel çalışan bir yerin kamu tarafından ruhsatlandırılmasını yanlış buluyoruz. Bunu da düzeltmek istiyoruz.

Bunun yanı sıra vet. hekimlerin mesleklerine başladığı anda her yıl sürekli meslek eğitimlerini düzenlenmeli. Bu bir eğitim politikası çerçevesinde olur, üniversitelerin paket programlarına girer, önceden duyurulur, Türkiye’nin her yerinden katılımcılar başvurur...

Oda olarak kendi gayretimizle birkaç seminer düzenledik. Ama bunun bir politika olarak benimsenmesi, gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından gelecek eğitimcilerle yapılması, kredilendirilmesi, bu eğitim seminerlerine katılmayan meslektaşların kliniklerinin belli bir süre kapatılması gerekir. Bunların hepsini taslağımıza koyduk. İş onu meclisten geçirmeye kaldı.

Bu söyleşinin II. bölümünü okumak için tıklayınız...

23.08.2004

  İlgili Başlıklar
Oktay İzgi'nin Köpeği Zorba
Şimdi banyo zamanı :)
Kulak problemleri
Ödül ve köpek
Yeni Yavru Köpeğiniz İçin Hazırlık Yaparken
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (1 adet)

 

Yazan: somalili

Tarih: 23 Ağustos 2004

Saat: 14:02

SLM BEN BU FALİYETİNİZİ TV DE DUYDUM... SİZİ TEBRİK EDİYORUM

Sayfa başına dönmek için tıklayın
Balıkesirde kayıp yavru ...
Kayıp dişi doberman aran...

Barınaklardan

  Rot doberman...

  Evde butik p...

Eş Arayan

  Bosamıza gel...

  Erkek minyat...

Köpek Arayan

  Trafik kazas...

  Golden retri...

Köpek Veren

  Satılık poin...

  11 aylık diş...

Kanseri koklayan köpek kopyalandı

Ay-yıldızlı PETA Türkiye’ye isyan etti

Kedi ve Köpekler kayıt altına alınacak!

Köpek beslemek çocukları alerjiden koruyor

© 2003. Her hakkı saklıdır.