Yardım Email Gönder  
 erujum - Yeni Yavr...
 erujum - Amerikan ...
 karlıçınar - Kanga...
 toprak musti - Sib...
 toprak musti - Orh...
 köpek_isteyen - Bu...
Şifremi Unuttum!

İVHO'nun kısırlaştırma kampanyası

İstanbul Vet. Hek. Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere ile yaptığımız söyleşinin ilk bölümünü 23 Ağustos'ta yayınlamıştık. Söyleşinin ikinci bölümünün ise; İVHO’nun son dönemde başlattığı kısırlaştırma kampanyası ve hayvan hakları yasasındaki bazı önemli noktalar üzerine olacağını duyurmuştuk. Şimdi bu söyleşinin ikinci bölümünü yayınlıyoruz. 

Meclise gelmesi yılları bulan ama girer girmez de hemen çıkarılan Hayvanları Koruma Yasasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Şu anda Avrupa standartlarında hazırlanmış bir yasa olarak görüyorum, çünkü oradan tercümeler yapıldı. Ancak gene Türk usulü bir takım yanlışlar yapıldı. Komisyonda bazı milletvekillileri kendi yaşadıkları sorunlara bağlı olarak bazı maddelerin yasaya girmesini öngördü. Hayvan sahiplerinin hayvanların zorunlu kısırlaştırması olayından bahsediyorum. Ben bunun yanlış olacağını, hayvan sahibinin hayvanını ne zaman kısırlaştıracağını bilmesi gerektiğini söyledim. Ancak onlar da öyle hayvan sahipleri var ki, sırf ticaret için devamlı doğurtturuyor dediler, bir kısmı da istemeden doğum yaptığı için sahip de bulamayınca sokağa bırakıyorlar dediler. Bu iki konuda da haklılar.

Yasadan okuduğumuz kadarıyla, hayvan sahibi hayvanını kısırlaştıracak ama bir şekilde yavrusu olursa ona sahip bulacak. Bu madde kendi içinde çelişmiyor mu?
Hayvan sahibi, ben müdahale edemeden çiftleşmiş, ne yapayım diyecek. Tabi bunu cezai yaptırımı olmazsa önlemek de zor. Ama yavru almak isteyen hayvan sahiplerine de ceza koyarsanız bu da hayvan sevgisini baltalamaktır. Biz buna karşı çıktık. Hayvan sevgisini yaymak için yavruların çoğalması, yavruların çocuklarla haşır neşir olması, hayvan sevgisinin toplumda yayılması açısından önemlidir. O zaman petshoplardaki kaçak getirilen hayvanların satışının artacağı söylendi. Secereli hayvan getirilse fiyat yükselecek, fiyat yükselince herkes hayvan alamayacak, bu da hayvan sevgisini baltalayıcı bir unsurdur. 

Pitbull’un yasaya girmesi, yasaklanması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bize de Pitbulllarla ilgili çok şikayet gelmişti. Hatta 1-2 mahkemede de bilir kişi heyeti olarak bulunmuş, müdahil olmuştuk. Pitbulllar ilginç hayvanlar, fakat onları dövüşçü kılan insandır. Hayvanları suçlamanın yersiz olduğunu o zaman da söylemiştik. Bu hayvana ırk olarak baktığınızda, daha çok dövüşçü karakterdeki genlere sahip olan anne babadan geldiğini görüyorsunuz. Genleri zaten buna yatkın bir hayvanı bir de siz tetiklerseniz, dövüşçü eğitimi verirseniz, olay yırtıcı bir pozisyona geliyor. Köpek belki hiç yapmayacağı bir hareketi yaparak, bir çocuğun veya başka bir hayvanın ölümüne neden olabilir. Bu açıdan tehlikeli hayvanlar sınıfındadır. Aslında biz taslakta bu konuyu yumuşak bırakmıştık, en azından ağız tasmasıyla dolaştırılması, bu yapılmıyorsa cezai muayedeler uygulanması, eğer dövüştürülürse dövüştüren kişiler hakkında çok büyük cezalar uygulanmasını öngörmüştük. Hayvan koruma yasası düşünülürken insan faktörünü önlememiz gerekir. Hep İngiltere’den, Almanya’dan örnekler verildi, orada da yasaklandı diye bu işi baştan çözelim dediler ve kanunla yasakladılar.

Hayvan koruma yasasında birtakım maddelerin yönetmeliklerde yer alması gerekirken yasa içinde yer aldı. Pitbull’a ve hayvan sahiplerinin hayvanlarını kısırlaştırmasıyla ilgili maddeler gibi. Bunlar, bu tip olaylar yönetmeliklerle düzenlenmelidir. Söyledik ama dikkate alınmadı.

Yasada burada da açık var: Pitbull, tossa gibi hayvanlar diyor. ‘Gibi’ neyi kapsıyor?
Gibi deyince bu sınıfa birçok hayvan girebilir. Yarın öbür gün rotweiler da tehlikeli hayvan sınıfına alınırsa o da yasak olacak. Yasalarda bu “gibi” kelimeleri kullanılmalı. Bu maddeler bilim kurullarına bırakılmalı. Bu kurullar tarafından tehlikeli addedilecek hayvanlar olursa, bunlar hakkında gerekli yönetmeliklerde maddeler eklenebilir.

Apartmanda hayvan beslenmesiyle ilgili, yasada hiçbir değişiklik yapılmadı. Bugün komşumuz kedi, köpek besliyoruz diye bizi şikayet ederse ya evimizi ya da hayvanımızı kaybetme tehlikemiz var. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Maalesef bu maddede hiçbir değişiklik olmadı. Bu maddenin değişmesi için ancak kat mülkiyeti yasasının değişmesi gerektiğini ve bunun şu aşamada imkansız olduğunu söylediler. Kat mülkiyeti apayrı bir yerde tartışılacak bir dosyaymış. Bu maddenin değişmesi için hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor.

Veteriner Çerçeve Kanunu nedir?

AB mevzuatının %35’i, veteriner hekimlikle ilgilidir. Sadece pet değil, ilaç ve gıda sektörleriyle de ilgilidir. Dünyanın her tarafında hayvanların refahı ile ilgili “animal welfare” uygulaması yapılıyor. Hayvanların refahı konusuna yasada biraz değinildi. Hayvanların çiftlikten alınıp kesime getirilinceye kadar ve kesimde de hayvanın rahat ettirilmesi gerekiyor. Örneğin bindirilecek kamyonun rampa açısı bellidir, hayvan kaç kilometrede bir dinlendirileceği, nasıl taşınacağı, yolda ne yiyip içeceği bellidir. Kesime girdiğinde de acısız metotla kesimler uygulanır. Hiçbir zaman bizdeki gibi kesilmez. Bu AB için önemli bir mevzuattır. Bu nedenle Veteriner Çerçeve Kanunu diye bir kanun hazırlanıyor. Biz buna da müdahale ettik. AB mevzuatların burada daha çok yer alması söz konusu, 6343 sayılı yasanın da bu anlamda AB’ye uygun bir paket haline getirmeyi düşünüyoruz. Eğer biz AB’ye akredite olamazsak ileride bir Fransız’ın gelip burada klinik açmasına engel olamayız. Bizim meslektaşlarımız da Avrupa’da görev alamazlar. Bu eğitimden başlıyor, akredite olmaya kadar gidiyor. Bütün veteriner fakültelerinin de AB’ye akredite olması gerekmektedir. Bunu yapamazsak bizim diplomalarımız geçersiz kalır.

Veteriner çerçeve kanun taslağının 68. maddesinde “sahipsiz, kaybolmuş ya da terk edilmiş başıboş köpek ve kedileri geçici olarak belediye barınaklarına yerleştirilir, 2 hafta içinde sahiplenilmezse ötenazi yapılır” diyor. Maddenin yanına siz de soru işaretleri koymuşsunuz. Maddenin değiştirilmesi ile ilgili bir gelişme oldu mu? Tepkinizi ilettiniz mi?
Veteriner çerçeve kanunu henüz daha meclise bile gelmedi. Zamanı gelince tepkimizi koyacağız.

O maddenin esası ise Çerçeve kanununun yurt dışından örnek alınan bir taslak olması. Dünyanın her yanında ötenazi uygulanıyor ama yanlış mı doğru mu bu tartışılmalı. Eğer İngiltere’de ya da Amerika’da sokakta hayvan görünmüyorsa hepsinin akıbeti bellidir. 15 gün bekletirler, sahiplenmezse insani bir yöntemle uyutulurlar. Oradaki hayvanseverler buna fazla bir tepki göstermiyor.

Bizde hayvanseverler bu konuda duyarlı. Bunun çözümü de çok zor. Ülkemizde ise şimdiye kadar herkesce uygulanan çözüm; bu hayvanların kısırlaştırılıp doğaya bırakıldıktan sonra doğal seleksiyonla yok olması. Bu hayvanlar zaman zaman insan ve hayvan sağlığı açısından kontrol edilmeliler. Bunu yapmazsanız yine tehdit unsuru olabilirler. Kontrol edilmesi maddi kaynak gerektirir. Bu nedenle hayvan sahiplerinin, derneklerin çoğu hep konuşuyor ama iş, para aktarmaya gelince kimse ortada yok. Biz bir vakıf kurulsun, geniş çaplı çalışmalar yapılsın dedik. Hayvanların en yoğun olarak öldürüldüğü zamanlarda bile sanatçı, aydın, hayvansever birçok insanı buraya topladığımızda bizim projemizin hepsine tamam dediler. Ama vakıf kurmaya, kaynak aktarmaya gelince kimse elini taşın altına sokmadı. Hayvansever derneklerin bir kısmı işin içine popülist yaklaşımlarla giriyor, sokak hayvanlarının sırtından para kazananların da varlığı ortada.

Peki ya hayvan barınakları?
Hayvan barınaklarının durumu ortada. Bu barınak projesi, 1995’te ilk defa bizim tarafımızda başlatıldı. O yıl Türkiye’de ilk defa barınak konuşuldu. Habitat sürecine kadar hiçbir şey yapılmadı. O süreçte de projeler verdik, eylem raporlarına da girdi ancak yıllar sonra ilk kez Kadıköy Belediyesi sıcak baktı. İstanbul’un ilk barınağı Ataşehir’de oluşturuldu. Ondan sonra diğer barınaklar açılmaya başladı ve bugün İstanbul’da 41 barınak var. Barınaktaki yaşam koşullarını biliyorsunuz. Ataşehir’e bile gittiğinizde hayvanlar üst üste, bilinçsizce uygulamalar, iyi beslenememe... bunun sonu yok. Belediye tepki de görüyor. Hayvanseverler olduğu kadar hayvan sevmeyenler de var. Çocukların sokaklarda aç dolaştığını gören bazı hayvan sevmeyenler, bu hayvanlara aktardığınız paraları çocuklara aktarın diye sıkıştırıyorlar. Bu açıdan bunların gönüllü kuruluşlar tarafından götürülmesi gerekir. Kamu belli bir yere kadar bu işi yapar. Bunun için vakıflar kurulması, oralarda kaynak yaratılması ve gelen kaynakla bu işlerin yapılması gerekir. Eğer kamuya bırakırsanız sonuçta, 15 gün sonra uyutur.

Şimdi bu yasayla, barınaklar kalkacak, sadece bakım merkezleri olacak. Bu merkezlerde hayvanlar kısırlaştırılacak, post operatif bakılacak, aşıları yapılacak, gerekli işaretleri takılacak ve sokağa geri bırakılacak. Kendi doğal yaşamında yaşayabildiği kadar yaşayacaklar. Her yıl bu hayvanların toplanıp sağlık kontrolünden geçirilip kuduz aşılarının yapılması lazım. Bunları kim yapacak, kim toplayacak? Yasa göre aynı İngiltere’de olduğu gibi semt korucuları olacak. Belki belli bir miktar da para aktarılacak, onlar zaman zaman bu köpekleri toplayıp getirecekler. Ama bu arada uyutulanlar çıkacaktır. 

Yasada eksik gördüğünüz konular var mı? Ve bu yasanın veteriner hekimlere bir getirisi oldu mu?
Veteriner hekimlere bir getirisi olmadı, hatta bize daha çok kısıtlama geldi. Yasada hayvanların refahına dayalı madde çok az. Bu AB giriş süreci için çok önemlidir. Hayvan refahının etkilediği en önemli boyut ekonomik boyutudur. Pet sektörü değil. Türkiye’de var olan hastalıklardan dolayı ne tavuk ihracatı yapıyorsunuz, ne sığır eti. Bu eksikliği gelecekte hayvancılığımızın gelişmesi açısından önemli bir engel olarak görüyorum. Hayvan koruma yasasını sadece kedi köpek olarak düşünmemek lazım. Nesli tükenen hayvanlara ilişkin maddelerin detaylı olması gerekirdi, insan kullanımındaki taşıma hayvanlarına yönelik maddeler olmalıydı, İslami şartlara uygun kesim dendi ki, bu AB mevzuatında kabul edilemeyecek bir durumdur. Biz bunu AB’ye şikayet etmeyi düşünüyoruz. Bir de avcılık açısından önemli eksiklikler var. Hayvan öldürerek hobi veya spor yapılmaz. Bu nedenle avcılık yasasının da değiştirilmesi gerekir. Avcılar hayvanı yine kovalasın, dağlarda yürüsün, spor yapsın ama niye öldürüyor. Bunun yasak olması gerekirdi.

İslami usule göre kesim tam olarak ne demek?
İslami usule göre kesim, hayvan canlıyken kesilmesidir. Boynundaki arterlerden keserek kanın boşalmasıdır. Kan boşalana kadar da ya yerde ya da asılı kaldıkları bir yerde hayvan çırpınır. Halbuki acısız metotla kesimde hayvanı şoka sokarsınız. Elektroşokla beyindeki iletişimi engellersiniz. Dolayısıyla sinirsel olarak iletişimi koparırsınız, hayvanı kestiğiniz zaman acı duymaz. Hayvan yaşıyordur, kalp sağlamdır, bitkisel hayata girmiş bir insan gibi olur, acı hissetmez. Ya da captivebolt dediğimiz tabanca metodu vardır, o da beyni salise düzeyinde tahrip eder, sinirsel uyarımlar yok olur ve bu 70 saniye kadar sürer. Hayvan canlı olduğu için bu metodular İslam’a aykırı değildir. Ve hayvan hiçbir acı hissetmez.


İVHO'nun Kısırlaştırma Kampanyası

İstanbul genelinde sokak hayvanlarını ücretsiz kısırlaştırma kampanyası başlattınız. Bu kampanyadan bahseder misiniz? Hangi klinikler katılıyor? Kampanya nasıl işleyecek?
Halk sağlığı açısından bakarsanız, sokak hayvanlarının sağlığı da vet. hekimin görevlerinden biridir. Hayvan sahiplerinin çoğu sokaklarda hayvan olmasını istiyor ama bu hayvanlar sağlıklı olmalı. Sadece İstanbul olarak düşünmeyin; bugün ekinokok kistinin yaygınlığı %25 oranındadır ki, bu yüksek bir rakam. Bu kist köpeğin dışkısından bulaşır. Köpek dışkısını yaptığı zaman bu toza karışır, rüzgarla soluyarak alabilirsiniz. Bu açıdan hiç hayvan sevmemişe de bulaşabilir. Köpeği severseniz ille de kist geçecek demiyorum. Ama köpek sevdikten sonra ellerinizi yıkamadan yerseniz sindirim sisteminizden akciğere kadar ilerler. Bu da halk sağlığı açısından olumsuz bir durumdur.

Kısırlaştırma kampanyamızda her ay katılan klinikler 2 sokak hayvanını (kedi veya köpek) ücretsiz kısırlaştıracak. Operasyon sonrası bakımı ve kuduz aşısı yapıldıktan sonra hayvan serbest bırakılacak ya da getirene teslim edilecek. Bir afiş hazırladık, bu afişi asan klinikler kampanyamıza dahil olan kliniklerdir. Hayvanseverler gitmeden önce randevu alırlarsa daha iyi olur. Biz hekimlere ayda minimum 2 hayvan diye önerdik, isterlerse daha fazla yapabilirler.

Kısırlaştırılan hayvanların kayıtları nasıl tutulacak? Bakım ünitesi olmayan kliniklerde post operatif bakımı nasıl sağlanacak?
Zaman zaman sorunlar çıkabilir. Hekimlerden bize her ay yaptıkları operasyonları ve durumlarını bildirmelerini istiyoruz. Operasyon sonrası bakım ünitesi yoksa hayvanı getiren üstlenecek ve hayvana iyileşene kadar kendi evinde bakacak.

Hayvan sahibi sokakta yakaladığı kediyi kliniğe götürse ve klinikten olumsuz cevap alırsa ne olacak?
Eğer klinik o ay 2 hayvanı kısırlaştırdıysa, kapasitesini aştıysa, sizi başka bir kliniğe yönlendirebilir ya da gelecek aya randevu verebilir. Hayvan sahibi hayvanı götürür götürmez hemen kendi işi yapılsın istiyor. Halbuki önceden hekimden randevu alması gerekir. Eğer hekim o ay 2 hayvan kısırlaştırdım, gelecek ay gelin derse ya da yaptım diyip yapmadıysa da buna bir şey diyemeyiz. Bu tamamen hekimin inisiyatifindedir.

* Ruhsatlı tüm klinikler yayınlayacaksınız ama hayvan sahibi hangisinin dahil olduğunu nasıl bilecek?
Odanın afişini astığı klinik bu kampanyaya katılıyor demektir.

* Veteriner Bilgi Bankası'nda yer alan tüm İstanbul klinikleri ruhsatlı kliniklerdir. Bilgi Bankasındaki klinikleri arayarak İVHO'nun kampanyası dahilinde olup olmadıklarını danışabilir, dahillerse telefon numaralarından randevu talep edebilirsiniz.

Kısırlaştırma bu kadar önemi bir konuyken neden bu kadar geç adım atıldı?
Bu tip kampanyalarının yapılmamasının nedeni, meslektaşlarımızın hepsinin katılmamasıydı. Biz tüm kliniklerin katılmasını istiyoruz. Bu katılım oda açısından da önemli. Az sayıda meslektaşımızın katılması bu kampanyanın istenilen düzeye ulaşmamasına neden olur. Biz birçok meslektaşla görüştükten sonra bunu başlatmaya karar verdik. Çoğu da kabul etti. Zaten biliyoruz ki birçok meslektaşımız sokak hayvanlarına çok az ücret alıyor. Bu kampanya ile vet. hekimlerin bugüne kadar hiç ortaya çıkmayan bir başka boyutunu basın aracılığıyla duyurmuş olacağız. Biz bunu haksız rekabet olarak görmüyoruz, vet. hekimlerin sokak hayvanlarına sorumluluğu olarak görüyoruz. Biz bu işi zaten yaptığımızı göstermek açısından bu kampanyaya giriyoruz. Hiçbir kliniğin de bundan haksız rekabet çıkaracağını sanmıyoruz.

Sayın Prof. Dr. Tahsin Yeşildere'ye bize zaman ayırdığı için teşekkür ederim.

07.09.2004

  İlgili Başlıklar
Antalya Katliamını Anıyoruz
Mohammad Farshi'nin Köpeği Sezar
Seval Yılmaz'ın Köpeği Lulupii
Yargıtay evde köpek beslemeyi `veto etti`
Miço'nun Anısına
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (2 adet)

 

Yazan: Ronch1

Tarih: 11 Eylül 2004

Saat: 18:27

nerde sınız nasıl kısırlastıracagız


 

Yazan: alperdurmus

Tarih: 09 Eylül 2004

Saat: 18:47

kisirlaştirma kampanyası bence cok faydalı olacak ve bu faydaları yakın zamanda gorecegiz.Hepsinide kısırlastırmayacagız degilmi.Birde AB mevzuatiyla ilgili olarak veterinerlerle ilgili bölümlere daha ayrintili nasil ulasabiliriz.Ne olup bittigini merak ediyorum.Meslegimiz nereye gidiyor ve ne yapmamız gerek.

Sayfa başına dönmek için tıklayın
Adana'da dogo köpeğim ka...
Balıkesirde kayıp yavru ...

Barınaklardan

  Rot doberman...

  Evde butik p...

Eş Arayan

  Bosamıza gel...

  Erkek minyat...

Köpek Arayan

  Trafik kazas...

  Golden retri...

Köpek Veren

  Satılık poin...

  11 aylık diş...

Kanseri koklayan köpek kopyalandı

Ay-yıldızlı PETA Türkiye’ye isyan etti

Kedi ve Köpekler kayıt altına alınacak!

Köpek beslemek çocukları alerjiden koruyor

© 2003. Her hakkı saklıdır.