|
|
|
 |
|
|
|
|
Ümidimizi kaybedersek zaten hiçbir şey yapmayalım |
|
Fethiye Hayvan Dostları İstanbul Şubesinden Ayşe Doğancı birçok hayvanseverin yakından tanıdığı bir isim. Barınaklarda gönüllü çalışan, hayvan hakları yasanın çalışmalarında aktif rol alan, mobil kısırlaştırma ünitesi ile son birkaç aydır İstanbul’un pek çok ilçesinde binlerce hayvanın kısırlaştırılmasını sağlayan bir gönüllü. Ayşe Doğancı ile Tuzla Rehabilitasyon Merkezinde yaşadıkları ve deney iddiaları hakkındaki röportajını geçen hafta yayınlamıştık. Bu bölümde ise genel olarak barınak sorunları, mobil kısırlaştırma ünitesi ve itlaf konuları yer alıyor.
Siz barınak tecrübesi çok olan bir kişisiniz. Fayans hijyenik midir? Sizce barınaklarda kafesler ille de fayans mı olmalı? Asla. Olmak zorunda değil. Bizim Tuzla'dan sahiplendirdiğimiz köpeklerin ortak bir tarafı var: Hiçbiri fayansa basmıyor. Genç reklamcı bir çocuğa siyah bir köpek sahiplendirdik, çok güzel ilgilendi, eğitti. Ziyarete gittim, hayvan mutlu, sahibi mutlu. Konuşurken “bu hayvanın psikolojik bir sorunu var” dedi, “salonda ve odalarda mutlu, banyo ve mutfakta yere basmıyor” dedi. Birlikte düşününce çıkardık, mutfak banyo fayanstı. Barınakta fayansta üzerinde yaşadıkları için, nasıl bir travma yaşıyorlarsa, bir daha üzerine basmak istemiyorlar. |
|
Fayans niye sağlıksızdır? Hayvanları tırnakları toprağa kavramak içindir, fayansların üstünde kayıyorlar, tutunamıyorlar. Tuzla’daki yapısal bozukluğu ve işçilerin doğru temizlik yapmaması nedeniyle fayanslar hep kaygan ve ıslak. Fayans yerine beton olabilir. Hijyenden anlatılmak istenen ne onu da anlamadım. Çünkü oraya bir hijyen sağlayacak bir şey yapılmıyor ki. Sadece tazyikli soğuk su tutuluyor. Orada çalışan işçilerin hiçbiri hayvanlardan hoşlanmadığı için hayvanların üstüne de sıkıyorlar. Orada ıslak kalıp donmuş, ölmüş birçok köpek bulduk. Bunun hijyenle hiçbir alakası yok, tamamen kolay temizlik olacağı için tercih edilmiş bir şey. Hayvanlara bir lokma artısı yok. Doğru olan toprak olması. Hüner Bey’e onu da rica etmiştik; arkadaki yamuk ve kullanılmayan kafesleri kırsak, birkaç kamyon toprak getirsek, ağaç diksek. O zaman ona da tamam demişti ama yapılmadı.
Toprağın kısa süre sonra idrarla dolacağı için mikrop yuvasına döneceği ileri sürülüyor... Eğer temizlerseniz bir şey olmaz. Hayvanların kaymayacağı, tırnaklarıyla tutunabileceği bir şey yapılabilir. Barınağın yeri yanlış, bina yanlış, her şey baştan yanlış. Çünkü o barınak yazın şehirden 5 derece daha sıcak, kışın da 5 derece daha soğuk bir yerde. Rüzgara çok açık. Kafeslerin konumları yanlış. |
|
Az önce sözünü ettiğiniz fiziki şartları düşünürsek, bir köpeğin maksimum 1 ay bir rehabilitasyon merkezinde kalacağını varsayalım. Sizce ısınma sadece 1 ay kalacak bir köpek için büyük bir problem teşkil eder mi? Bir aydan çok daha kısa süre bu merkezlerde kalacak köpekler için soğuğun köpeğe zarar vermemesi mümkün mü? Mümkün değil. Hatta kışın paletler bile yeterli olmuyor. Rica ettik, paletleri yıkamayın, ıslak kalıyor, kurumuyor, köpekler felç, böbrek hastası olur, hayvan taştan korunmak için palete çıkıyor diye. Güneşli havalarda biz zaten yıkıyorduk, kurutup öyle yerleştiriyorduk. Bizi dinlemediler, bir gece donarak ölmüş bir sürü köpek topladık. Bir ay değil, bir gece kalıp donuyorlar.
Barınaklar dışında Mobil klinik ile de çalışıyorsunuz? Mobil klinik değil, kısırlaştırma ünitesi. Bu kısırlaştırıp, aşılayıp, sakin köpeklerin yerlerinde bırakılmaları suretiyle sokak köpeği sorunun kontrol altına alınıp zaman içinde biteceğini, bu görüşün bu işle uğraşan belediyeler tarafından anlaşılması çabasındayız. Sokağımda yaşayan köpekler düzenli olarak yok ediliyorlar. 3 senedir takipteyim. Gizlice gece geliyorlar öldürüyorlar. Bazen ölüleri topluyor, bazen bırakıyorlar. Ben otopsiye götürüyorum, hep striktin çıkıyor. Kimi zaman iğneler buluyorum.
Şimdi burada köpek işi bitiyor mu? Bitmiyor. Ben de rica ediyorum, ikna etmeye çalışıyorum, sakin köpekler, mahallede çocukların birlikte oynadığı, sevdiği köpekler burada kalsın, bu bölgeyi korusun, başka köpekler gelmesin diye. Bunun başka iyimser, insani yolu yok. İtlafla, barınakla köpekler bitseydi bugün sokak köpeği diye bir derdimiz olmazdı. |
|
Bunun yanında sahiplilerin ikna edilmesi ve tabiri caizse eğitilmesi lazım çünkü hayvanseverler sıradan insanların gözünde zaten kötü bir profil çiziyor. Kavgacı, edepsiz, cazgır... Bir noktada insanlar haklı. Köpeği alıp hayatınızı onunla paylaşıyorsanız komşularınızı rahatsız etmeye hakkınız yok, köpeğinizi gezdirirken kakasını yaptığı gibi ortada bırakmaya hakkınız yok. Tasmayla gezdirmek zorundasınız, bunlar sorumluluktur. Çünkü insanlar buna uymuyorlar, bu sefer işimiz 2 katına çıkıyor. Köpek evi yiyor. 24 saat evde yoksan niye bir golden alıyorsun, niye av köpeği. Hayatınla köpeğin ihtiyacı paralel gitsin, o zaman sen de mutlu olursun hayvan da. Çevreden de şikayet gelmez.
Mobil kısırlaştırma ünitesinde hayvanlar en erken kaç aylıkken kısırlaştırılıyor? Eğer bir sağlık sorunu yoksa dişiler 4 aylıkken, erkekler 8-9 aydan sonra kısırlaştırılıyor.
Hayvan hamileyse? Hamile ise ona veteriner hekim karar veriyor. Bütün hayvanlar önce muayeneden geçiriliyor. Bir akıntısı varsa, iltihaplı sorunu varsa, nezleyse onları tedavi ediyoruz. Adada en çok bunu yaptık, aldığımız bütün kediler hastaydı, 6-7 gün boyunca onları iyileştirip ondan sonra operasyona aldık. Hamilelerde veteriner hekim muayene ettikten sonra karar veriyor. Sanırım 30 günü geçmemesi gerekiyor. İnsanlardaki gibi.
İtlafa hayır kampanyası, eylemler, bu kadar emek harcanması sonucunda ümidiniz var mı? Ümidimizi kaybedersek zaten hiçbir şey yapmayalım. Bizi harekete geçiren şey bu ümit. Vicdanımız. Ben bunu bir görev olarak görüyorum. Elimiz neye uzanıyorsa, neyi ne kadar başarıyorsak... Belki koca bir plajda bir avuç kum alıp eliyoruz, önemli değil. |
|
Yeni yasa da sivil toplum örgütlerinin çözüme katkısı isteniyor. Biz de katkıda bulunuyoruz. Hiçbir şey yapmamaktansa bu kadar insanın örgütlü hareket etmesi, ses çıkarmak çok önemli. Bir sürü fiilen çaba harcayan, o kadar dengeli, hoş, iyi insanlar var ki, hiç ortada değiller. Zannediliyor ki, biz 10 kişilik bir garip kadın topluluğuyuz, bizim işimiz, sosyal hayatımız yok. Hayatta hiçbir şeyimiz olmamış, bu tür işler bize kimlik kazandırıyor. Böyle değil. Bu tip hareketler sayesinde belki o çok göz önünde olmayan, bir şeyler yapmak isteyip de doğru yerlere yönlendirilemeyen insanların da katılımı sağlanır. Aslında çok büyüğüz.
Bu hayvan sevmek ya da sevmemekle ilgili değil, bu kadar dar değil. Bu bir bilinç, çevre bilinci gibi, bir bütündür. Ucundan alayım da, gerisi kalsın yok. Sokak hayvanları herkesin sorunu. Ama geri atılmış, bunca aç insan varken, ekonomi bozukken, niye bunlarla uğraşalım denmiş. Halbuki hiç alakası yok. Sokak çocuğu sorunuyla ilgileniyorsun, ekonomiyle ilgileniyorsun, hava kirliliğiyle ilgileniyorsun, bu da bir parçası. Aslında bu kısırlaştırma aşılama projesi bizden çok hayvanlardan hoşlanmayan ve hayvanların bir an önce azalmasını isteyen topluluğu mutlu eden bir proje. |
|
Son dönemde itlaf arttı. Bunun sebebi nedir sizce? Yasa memnun edici, çıkması gerektiği gibi çıkan bir yasa değil, açıkları var. Bilerek üstünde durulmadı. İstenseydi yasa yaptırım gücü son derece yüksek olabilirdi. Maalesef hala biz belediyeleri ve bakanlıkları ikna edememişiz ki, bunlara göz yumuluyor.
Yasayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Cezai yaptırımı yok? Cezai yaptırım yok. Apartmanda ısrarla hayvan beslenmesine izin verilmemesi çok önemli. İnsanlar çok büyük acı yaşıyorlar, evini terk etmek zorunda kalıyor, hayvanın uyutmak ya da barınağa götürüp bırakmak zorunda kalıyor. Deney, hayvan dövüşleri bunların uçları çok açık. Nerede deney yapılıyorsa, o deneyi yapan firmanın kurumun içindeki etik kurul karar verir diyor. Bundan daha komik bir şey olabilir mi? Bunlar netleşseydi ve hayvan ithalatı dursaydı o zaman bir nefes alabilirdik. İsmi var cismi olmayan bir şey bu.
Zaman ayırdığı için Sayın Ayşe Doğancı'ya teşekkür ederiz. |
13.01.2005 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorumlar (1 adet) |
|
Yazan: Maviss |
Tarih: 10 Mart 2008 |
Saat: 19:46 |
dün bi olay oldu bi köpek daha doğrusu bir serserinin köpeği yaklaşık 11-12 yaşlarında bi kızı önce karnından daha sonra böbrek kısımından ısırdı ve herkes bu olaydan köpeği sorumlu tutuyor. Çoğu zaman görüyorum insanlar köpekleri dövüyor işte hırçın olsun lar beni korusunlar felan die tabikide bu köpek insanlardan bu şiddeti görünce kendisini korumaq zorunda kalıyor
ve o şahıslarda tahminimce ki bikaçkere görmüş insanlar vhar bu şiddeti onlara uyguluyorlar daha sonra ortaya bu olaylar çıkıyor eğer köpeklere bu tür acımasıs davranışlarda bulunulmassa buyle olayların olmiiycağına inanıyorum.
Sonuçta onlarda canlı umarım bu tür olaylara çözüm bulunur..... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|