|
|
|
 |
|
|
|
|
Prof. Dr. Tamer Dodurka ile Köpek Psikolojisi |
|
İ. Ü. Veteriner Fakültesi İç Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Dodurka, Türkiye’de ilk olarak İ.Ü. Veteriner Fakültesinde kurulan, Psikolojik Danışma ve Tedavi Birimi’nde psikolojik sorunları olan hayvanları kabul ediyor. E Tv'de, Pazartesi günleri saat 16:00 ve Çarşamba günleri saat 10:20’de yayınlanan "Nuh'un Gemisi" isimli programı hazırlayan Prof. Dr. Tamer Dodurka'nın "Köpek Psikolojisi" isimli bir de kitabı var.
Hayvan psikolojisinin önemi nedir? Psikoloji insan ve hayvan için aynı önemi taşır. Çünkü onlar da bir takım dürtülerle doğarlar; ancak, yaşamlarını devam ettirecek bir çok davranışı sonradan edinirler. Psikoloji burada devreye giriyor. Sonradan edinilen davranışların sebep-sonuç ilişkisini araştıyor. Öğrenmedeki farklılıklar, farklı kişiliklerin gelişmesine ve hayvanda kişilik kavramının doğmasına neden oluyor.
Sizin bu konuyla ilgilenmeye başlamanız nasıl oldu? Tedavisini yaptığım bir köpek sayesinde oldu. Bilge Özbay’a ait Eboni isimli Belçika kurdu, Groenendael ırkı bir köpeğe, karaciğer iltihabı (hepatit) teşhisi ile tedavi yapıyoduk. Hayvan iyileşti, fakat bir türlü yemek yemeğe başlamıyor. Evinde herhangi bir sorun yok, karaciğerle ilgili değerleri düzgün. Vitaminler, serumlar veriyoruz, iştah açmaya çalışıyoruz; ama değişen bir şey yok. Bu durum oldukça uzun bir süre devam etti. Bilge Özbay, Eboni’ye mamayı eliyle verdiğinde büyük bir iştahla yiyor. Bu durumda acaba sahibinin ilgisini mi çekmeye çalışıyor diye düşündüm. Ama durum o kadar basit değil. Çünkü bu durumda doymuyor. Ardından mama kabını değiştirmeyi önerdim. Mama kabı değiştiğinde Eboni yemek yemeğe başladı. Buradan şu sonucu çıkardım: bu hayvan mama kabından yemek yediği sırada karnı ağrıdı. Çünkü hepatit karın ağrısı yapan bir hastalıktır. Bu hayvan da mama kabı ile ağrıyı beyninde ilişkilendirdi. Bu olay hayvan psikolojisine dikkatimi çekti. Hayvanların duygusal dünyası üzerine kendimi geliştirmeye çalıştım. Uluslararası konferanslara katıldım. Bu konuda ülkemizde bir takım araştırmalarda bulundum. Bunlarla yetinmeyip psikoloji üzerine yüksek lisans yaptım ve bunların sonucunda "Köpek Psikolojisi" isimli kitabı yazdım. |
|
Kitabınızda öğrenmenin psikolojideki yerinden bahsediyorsunuz; bu konuyu biraz açıklayabilir misiniz? Hatalı öğrenmeler hayvanın bulunduğu aile ya da köpek toplumu ortamına adaptasyonunu zorlaştırıyor. Bu bakımdan hayvan yaşamında öğrenmenin çok önemli bir yeri var. Dolayısıyla, öğrenme, psikolojinin en önemli kavramı. Yoksa köpekler bir plankton gibi sürüklenen canlılar değiller. Davranışlarını, dürtüleri ve öğrendikleri ile beraber, bir değerlendirme süzgecinden geçirerek ayarlıyorlar. Fakat zaman zaman altta yatan dürtüler ön plana çıkarak, istenmeyen sonuçlar doğruyor. Bu dürtüler nasıl ortaya çıkıyor dersek, insanlarda da görüyoruz. Bahsi geçen dürtülerle haraket eden insanlar başkalarına vurarak, döverek, saldırarak hareketlerde bulunuyorlar. Köpeklerdeki durum da budur. Bazen o dürtülerin esiri olurlar. Çünkü onu kontrol eden mekanizmalar iyi gelişmemiş olabiliyor.
Nedir bu mekanizmalar; birincisi beyindeki prefrontal lob, ikincisi öğrenmedir. Hayvan, davranışlarını nasıl kontrol etmesi gerektiğini sosyalizasyon dediğimiz dönemde çevresinin yardımıyla öğrenir. Bir köpek toplumunda yer alıyorsa, bunu diğer köpeklerden oyunlar sayesinde öğrencektir. Öğrenmede oyunların önemi böylece açığa çıkmış olur. İnsan toplumunda yer alıyorsa, birlikte yaşadığı insandan öğrenecektir.
Eğitim ne zaman başlamalı? Bazıları 6-7 aylıkken eğitimin başlaması gerektiğini söyler. Oysa köpek eğitimine insan gibi ilk günden başlanmalıdır. Bu dönemde hayvanı beyninde yer etsin diye görüntülerle, insanla ve diğer hayvanlarla tanıştırıyoruz. Eğer bu dönem verimli geçmezse, hayvan daha sonra bunu kabul etmekte zorluk çekiyor. Bu dönemde çok önemli olan diğer bir nokta, hayvana mertebesini öğretmek; çünkü, köpekler çok sosyal hayvanlar ve bir toplumda hepsinin bir mertebesi olmak zorunda. Bir lider varsa buna saygıyla itaat ederler, yoksa kendileri lider olurlar. Bazı ırklarda bu liderlik iddası çok daha fazladır. Bu nedenle bir aile içinde yaşayacaksa mertebesini mutlaka öğrenmek zorundadır. Aile içinde yaşayan köpek kendisi lider olursa o zaman pek çok sorun başlar. Eve gelen misafirlere havlanır, çocuk istemez, karı kocanın yanyana yatmasını istemez. Bu köpeğin kabahati değildir; çünkü, onun lider köpek olmasına izin veren duygusal hayvan sahipleridir. Eğitimde duygusallığı bir yana bırakmak gerekmektedir. Örneğin, yavru köpek oyun oynarken elimizi ısırdığında bunu önemsemiyoruz ama aynı köpek bu davranışı büyüdüğünde sergilediğinde konu önem kazanıyor. Bu nedenle, köpeğin iyiliği için o daha yavruyken bunun yanlışlığını öğretmemiz lazım.
Sosyalizasyon dönemi ne kadar sürer? Sosyalizasyon dönemi ne kadar sürer; en geniş verilere göre 3. ve 12. yaşam haftası arasıgibi kısa bir süre. Oysa biz köpeğimizi genellikle 45 günlük, 6 haftalık iken alıyoruz. Sosyalizasyon dönemini değerlendirebilmek için elimizde 6 hafta kalıyor. Bu dönemi kaçırmamak için hayvan sahibi olacak kişiye benim tavsiyem, çalışıyorsa izine çıkıp, bu dönemi tamamiyle köpeğine ayırsın. Evde yalnız kalmasını, köpeğe insanların dost olduğunu ve köpeğe mertebesini öğretsin. Bu dönemde öğrenmesi gereken en önemli komut "hayır"dır. Çünkü yapılmaması gereken davranışları cezalandırmak hiçbir zaman uygun değildir. Cezalandırmak men eder, ama bir alternatif göstermez. Yeni bir davranış öğretirken, mutlaka ödüllendirme sistemini kullanmalıyız ki, köpek alternatifleri görebilsin. "Hayır"ı öğretirsek, köpek onun yanlış olduğunu anlıyor. Bunun arkasından doğru davranışı ödüllendirirsek her şey yerine oturmuş olur.
Köpeğe yanlış öğretilmiş bir şeyin doğrusunu öğretmek için yeni bir sürece ihtiyaç duyuluyor. Çoğu hayvan sahibi bu süreçte çok sabırsız ve motivasyonları zayıf oluyor. Sonuçta köpekten kurtulma yolunu tercih ediyor. Amerika'da her sene milyonlarca köpek sırf davranış problemleri yüzünden ötenazi ediliyor. Bizim kültürümüzde hayvanın ev dışında olduğunu görüyoruz. Hayvanın ev içinde yaşaması yeni yeni oluşuyor. |
|
Hayvan psikolojisinin veterinerlik fakültelerindeki yeri nedir? Veteriner fakültelerinde Etholoji adında bir ders okutulur. Etholoji, bir canlı türünün doğuştan gelen, kendine özgü davranışlarını inceler. Psikoloji ise sonradan edinilen davranışları, öğrenme mekanizmasını ve bu davranışların nedenini inceler. Çünkü psikolojinin konusu aynı zamanda fertten ferde farkeden davranışlardır. Veterinerlik fakültesinde bu konuda bir ders yok. Avrupa Birliği ülkelerinde enstitüler var. Bu enstitülerde Etoloji ve klinik psikoloji eğitimi veriyorlar ki, klinisyen veteriner hekimler açısından için klinik psikoloji çok daha önemlidir. Çünkü, hayvanın doğal davranışlarını etholoji sayesinde biliyoruz. Ancak bize gelen hayvansevere yardımcı olabilmemiz için sonradan edinilen davranışları açıklayabilmemiz gerekli.
Problemlerin bir kısmı medikal tedavi ile giderilebilir nitelikte, diğer bir kısmı davranış tedavisiyle, bir kısmı da eğitimle giderilebilir. Bunları veteriner hekim ayırıp, yönlendirmek zorunda.
Türkiye'de klinik psikoloji ile ilgili tek bölüm, 1998 yılından beri bizim üniversitemizde var. Bölüm derken kastettiğim resmi bir statüsü olmayan bir birim, bir çalışma grubudur. Burada davranış bozukluğu problemlerine, bahsettiğim medikal tedavi ve klinik psikoloji yani davranış tedavisi uygulanmakta. Eğitimci arkadaşlarımız da eğitimle giderilebilecek problemlerle ilgilenmekteler.
Gelen davranış bozukluğu vakalarında ilaç tedavisini elimizden geldiğince az kullanıp mümkün olduğunca davranış tedavisi uyguluyoruz. Ayrıca çalışma grubumuz davranış tedavisi uygulamak isteyen veteriner hekimlere yardımcı da oluyor. Böylece bugün davranış tedavisi sadece burada değil, pek çok veteriner hekim tarafından da uygulanabilmekte.
Davranış bozuklukları eğitimcilerce giderilemez mi? Bozuk bir davranışı bilimsel yöntemlerle düzeltmek psikoloğun işidir. Psikolog, davranışlarla alakalı olarak beyinde bazı kimyasal maddelerin özelliklerini, bu kimyasal maddelerin davranışa nasıl etki ettiklerini, davranışın bunlar üzerindeki etkisi bilmek zorundadır. Bu uzun bir eğitim süreci gerektirir. Eğitimcinin işi eğitmek, hayvana bir şeyler öğretmektir. Psikoloji öğrenimi görmeyen bir eğitimcinin böyle bir tedaviyi uygulayabilmesi bu nedenle mümkün değildir. “Tedavi” kelimesi işe girerse bu hekim ve psikologun konusu olur. Ancak istenilmeyen davranışlar olarak sınıflandırabileceğimiz ve halk arasında hatalı olarak “davranış bozukluğu” olarak nitelendirilen bazı davranışların düzeltilmesi elbette ki eğitimcilerimizin konusudur. |
|
Bir köpekte hangi davranışlar psikolojik problem olarak kabul edilir? Bunu şu şekilde değerlendirmek lazım; bir davranış, sahibi ile hayvan arasındaki ilişkiyi bozuyorsa bizim ve kısmen eğitimcilerin konusudur. Aslında bunların bir kısmı doğal davranışlardır. Örneğin, yeni alnınan bir köpeğin tuvaletini evin içine yapması doğal ama istenmeyen bir davranıştır. Bunun düzeltilmesinde eğitimciyle beraber çalışırız. Ancak eğitimini almış, hiç problemi olmayan bir köpek yıllar sonra tuvaletini eve yapmaya başlıyorsa bu bir davranış problemidir. Bu problemin çözümünü eğitimci değil, biz hallederiz; çünkü, bunu doğuran bazı sebepler vardır. Bu sebeplerin bir kısmı davranış bozukluğu olarak ortaya çıksa da aslında tamamen bedensel olan problemler olabilir. Örneğin bazı iç hastalıklarda (özellikle beyin ve hormon hastalıkları) davranış problemi çok sık görülür. Bunun tespiti yapılıp ilgili tedavisinin uygulanmasına karar verilir.
Davranışa etki eden, ama organik temeli olmayan bazı hastalıklar var. Mesela hiperaktivite. Hayvanın enerjik olması hiperaktivite olarak yorumlanmasın, gerçek hiperaktivite köpeklerde çok nadir görülür ve bunu ilaç kullanmaksızın eğitim ya da başka bir yöntemle tedavi etmek mümkün değildir.
Bir hayvanın davranış problemi varsa öncelikle çok iyi bir bedensel muayene yapmak gerekir. Eğer bir hayvan “otur” komutunu dinlemiyorsa, bu hayvanın anüs kısmında herhangi bir problem olabilir. Dolayısıyla acı çektiği için oturamıyordur. Hayvan evde işiyorsa idrar yollarında bir problem olduğundan olabilir. Bu nedenle önce çok iyi bir fiziksel muayene yapılır. Fiziksel muayene sonucu her şey normal ise davranış tedavisi için devreye girilir.
Hayvan psikolojisinin yaş, cinsiyet, ırk ile ilgisi var mıdır? Cinsiyete göre, ırka göre değişen davranış özellikleri var. Av köpeklerinin, bekçi köpeği olarak yetiştirilen ırkların ve evdeki ufak köpeklerimizin yaşam şartları farklıdır. Bu köpekler kendi içgüdülerine uyumlu ortamlar bulurlarsa psikolojik problemleri daha az olacaktır. Çok hareket etmesi gereken köpeği dar alanda hareketsiz bırakırsak bu köpeğin psikolojik problemleri oluşacaktır.
Bir hayvanda psikolojik problemlerinin çıkmasının en önemli nedenlerinden biri doğuştan gelen içgüdüleri ile çatışmaya girmesidir. Çünkü içgüdüsü “saldır” derken saldıramıyorsa bu bir engellemedir ve engellenen davranışlar hayvanı rahatsız eder. Eğer sosyalizasyon döneminde hayvana, saldırma içgüdüsünün kontrolü öğretilirse hayvan için ileride problem oluşturmaz. İlgilendiğim vakaların birinde 9 ay evden çıkartılmamış bir boxer köpek var. Bu köpek dışarı çıkartılmaya başlandığında kedi, ufak köpek ne varsa parçalamaya başlıyor. Tedaviyle saldırmasının yanlış olduğunu öğrendi. Hatta artık hayvanı serbest bırakıyordum. Saldırmıyor, hayvanlara baktığında başını diğer tarafa çevirip homur homur söyleniyor. Yani hala içinde saldırma içgüdüsü var, ama yanlış olduğunu öğrendiği için o hayvanlara başını çevirip bakmamakla yetiniyor. Demek ki, köpeklerin dürtülerini kontrol edemedikleri doğru değil, eğitimle kontrol etmeyi öğrenebiliyorlar. Bu son derece önemlidir. |
|
Sokakta evden atılmış olduğunu anladığımız lider özellikte bir köpek bulduğumuzu varsayalım. Bu köpek bizimle yaşamaya başladıktan sonra onun liderlik özelliğine nasıl engel olabiliriz? Şimdi bu köpeğin geçmiş deneyimlerine göre olay çok farklı olacaktır. Daha önceden sahipli bir köpek olduğu için en azından insanlara sosyalize olmuş, yani insanla yaşamayı biliyordur. Tamamen köpekler arasında yaşayan bir köpek olsaydı, onu alıp evde beslemek yanlış olacaktı. Sokakta besleyebiliriz ama eve almak onun öğrenmediği bir şey. Bunu ben tavsiye etmem. Liderlik iddiası olan köpeğe mertebesini öğretmek için ilk planda güvenini kazanmalı, sizinle yaşamaya heveslendirmelisiniz. Köpek bu hevesi alıp, burası benim evim dedikten sonra, onu eğitmeye başlayabilirsiniz.
Köpek yavruyken en ufak bir şeyde annesi yanına gider, yalar, teselli eder. Daha sonra köpeğin annesinin rolünüx hayvan sahibi alır. Köpek ağladığı zaman sever, okşar, karnını doyurur. Köpek böylece ağlamanın, havlamanın işe yaradığını fark edip bu olayı geliştirir. Ancak anne köpek bir süre sonra yavrusunun isteklerini reddderek, hatta hırlayarak yavruya mertebesini öğretir. Biz de, zaman zaman köpeğimiz havlayarak bir şey istediğinde onu reddetmemiz, ancak biz istediğimiz zaman vermemiz gerekir.
Sevilmek istediği zaman, yanınıza geldi, kuyruğunu salladı, sevilmek istiyor. Güzel sevelim; ama buna her zaman müsaade etmemeliyiz. Zaman zaman onun isteklerini geri çevirip, uslu durduğu takdirde isteğini gerçekleştirmeliyiz. Ummadığı bir zamanda çağırıp sevmeliyiz. Çünkü lider biziz. İstediğimiz zaman sevip, istediğimiz zaman sevmeme hakkına da biz sahibiz. Tabii bunu köpek bir iki kerede öğrenemez; öğrenmesi için sürekli yapılmalı. Zamanla algılayacaktır.
Yemek vermede, köpeğe yemeğini veririz, sonra “hayır” diyerek önünden çekeriz. Bir süre sonra köpek “sahibim istediği zaman bana yemek veriyor” mesajını algılar. Bunlar mertebe öğretmede çok etkili yöntemlerdir. Bir süre sonra sizden istemeyecek, sizin verdiğiniz saatte yiyecek ve sizin liderliğinizi kabul edecektir.
Önemle vurgulamak isterim; Lider biziz derken, bunu kendimizi tatmin açısından değil köpekle sağlıklı bir iletişim için mutlak gerekli olduğu için söylüyorum. |
|
Psikoloji ile ilgili söyledikleriniz tüm hayvanseverler için aydınlatıcı ve yol gösterici bilgiler oldu. Şimdi yine köpeklerle ilgili başka bir konuda fikrinizi almak istiyorum. Köpek dövüşleri hakkında düşünceleriniz nelerdir? Köpek dövüşlerinin kabul edilebilir hiç bir yanı olamaz. Maalesef Anadolu’da köpek dövüşleri geleneksel haldedir. Kangal köpekleri de dövüştürülmekte ki, bu nokta önemlidir, hem de en iyi dövüşen, dövüşlerde galip gelen köpeklerin yavrularını alınıp suni seleksiyonla Kangallardaki agresyon artırılmaktadır. Biz zamanlar Pitbull’a olan şey bugün bizim Kangal köpeklerimiz için geçerlidir. Bu nedenle kangal köpeklerinin dövüştürülmesi yasaklanmalıdır. Yoksa ileride Kangalımız agresyon oranı yüksek diye pek çok ülkede yasaklanacaktır ki, Almanya, Kangalı tehlikeli ırklar listesine de almıştır. Dövüşlerin köpeğe hiçbir faydası yok. Bunların ardında büyük bir rant var, bahisler için yapılıyor. Köpek hiçbir şekilde zarar görmeyecek olsa bile dövüş ilkel bir şey.
Dövüş köpeği olarak yetiştirilen köpekteki saldırganlığın yok edilmesi bir geri dönüş mümkün mü? Yanlış kişilerin elinde agresyonu öğrenmiş olan Pitbullların geri dönüşümü çok zor. Diğer köpeklerde agresyon çok yüksek olmadığı için onlar rehabilite edilebilirler, ama dediğim gibi Pitbull’da şüphe ile karşılıyoruz.
Gündemde olan Hayvan Hakları Yasa Tasarısı'nda sizin eksik bulduğunuz noktalar var mı? Biliyorsunuz bu konuda, kardeş sitemiz kedigen.com bir protesto kampanyası başlattı. İlk olarak sektörel hayvanları kapsam dışı bırakması; horoz, sığır ve benzerlerine ticari hayvan diye müdahale edememesi. Sektörel hayvanlardan sorumlu olan Tarım Bakanlığı ama bu yasayı çıkartacak olan Çevre Bakanlığı. Çevre Bakanlığı hayvanların itlafı ile ilgili bir durumda Tarım Bakanlığına ait olan bir mevzuatını aşamıyor. O mevzuat ön plana geçiyor. 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası mevzuatını aşamıyor, "bunun hükümleri saklıdır" demek zorunda kalıyor. Böyle olunca itlafı engelleyemiyorsunuz ki, 3285 sayılı mevzuatın bir maddesinde "kuduz görülen bir bölgede 10 km. çapındaki bütün sahipsiz köpekler öldürülür" diyor.
Bir diğer nokta hayvanların uyutulması konusu. Bunu Sayın Hatemi belirtmiş, ben tekrarlamayacağım, ama orada eksik kalmış bir husus daha var. Hayvanların kuyruk ve kulak kesimi gibi estetik operasyonların ve hayvana zarar verici nitelikte olan aksesuarların yasaklanması. Bunlar ülkemizde çok rahat satılıyor. Örneğin eğitim tasmaları. Bunlar ancak bilinçli insanlar kullanırsa hayvana zarar vermez. Aksi takdirde hayvanın ölümüne kadar varacak derecede zararlara neden olabilir. O açıdan bunların da ya ruhsata tabi olması, ya da satışının yasaklanması gerekir. Diğer maddelerdeki eksikliklere katılarak, bunları da ilave etmekte yarar görüyorum. |
|
Sizin köpeklerinizden bahseder misiniz? 8 aylık Golden Retriever, 12 yaşında Minyatür Pinscher ve “Poli” isimli chinchilla kırması bir kedim var. Daha öncelerde Dalmaçyalı, Jack Russell gibi köpekler besledim. Hepsi tesadüfen geldiler.
Minty isimli Minyatür Pinscher köpeğim kliniğimize getirilmişti. Getiren kişi onu satıyordu. Anladık ki, aslında kendisine ait değil. Sahibini bizim arayacağımızı söyleyerek köpeğe el koyduk. Geldiğinde tahminlerimizce 2 yaşındaydı. 10 sene geçti. Maalesef sahibini bulamadık.
Golden Retrieverın ismi Dede. O da satılmak üzere kliniğe bırakıldı. Alıcı çıkmadı. Bir süre sonrada bizim köpeğimiz olmasına karar verdik.
Almar adında ki Dalmaçyalı köpeğimi altı yaşındayken yani üç yıl evvel kanserden kaybettik. İki aylıkken, Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği’nin o zamanki başkanı olan Sayın Eva Aksoy, gözü bir kaza sonucu kör olan bu hayvancağızı ötenaziden zor kurtarmıştı ve ona bakabilecek bir yer arıyordu. Biz talip olduk ve sonradan içimize gömdüğümüz Almar’ımızı çocuklarımızla birlikte sık sık konuşuyor ve anıyoruz.
Minty ve Poly evde yaşıyor. Dede, kliniğimizde yaşıyor. Minty ile kedimiz arasında hiçbir problem yok; çünkü, kedinin galibiyetini kabul etmiş durumda Minty. Zaten Poly, Minty'nin iki katı. İkisi de son derece uyumlu. Minty biraz yaşlı olduğu için mamasını saklama ya da biriktirmeye eğilimli. Mamalarının yanına biri yaklaşırsa hırlıyor. Ortalıkta dolaşırken kapı çalınırsa hemen mamalarının yanına koşuyor, onlara bir şey olmasın diye. Hatta gezmeden döndüğünde hemen mamasına koşup neredeyse, eksilmiş mi ? diye kuru mama parçalarını sayıyor. Bunun dışında bir problemimiz yok. Almar hayatta iken üçü bir arada yaşıyordu. Eve önce kedimiz, sonra Minty, sonra Dalmaçyalı geldi. Dalmaçyalı köpeğim çok saygılı bir hayvandı. Diğerleri rahatsız olmasın diye özellikle arkada kalırdı. Hatta kedimiz üstüne çıkar uyurdu. O da Poly rahatsız olmasın diye kımıldamaz, o uyanana kadar beklerdi.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Havhav.com’a başarılar diliyorum. Sitenizi takip edip bir bilgi hatası olduğunda ilk başta ben size bunu ileteceğim. İnternette hayvanlarla ilgili bir yığın bilgiye ulaşmak mümkün çok güzel siteler ve harika bilgiler de bulunuyor ama bu bilgilerin hepsine referans vermem mümkün değil. Çünkü pek çok kulaktan dolma bilgi var ve maalesef bunlar faydadan çok zarar veriyorlar. Bu bakımdan insanların okuduklarının hepsine inanmayıp, havhav.com gibi referans verebileceğim sitelere güvenmelerini tavsiye ederim.
Sayın Prof. Dr. Tamer Dodurka'ya verdiği bilgiler, ilgi ve desteğinden ötürü teşekkür ediyoruz. |
|
Burada verilen sağlık bilgisi sadece eğitimsel amaçlar içindir ve
bir sağlık çalışanı ile yapılan görüşmelerin yerine geçmesi amaçlanmamaktadır.
Hasta bakımı ile ilgili tüm kararlar hastanın kendi özelliklerini de göz önünde
bulunduran bir sağlık çalışanı ile birlikte alınmalıdır.
|
10.03.2003 |
 |
|
|
|
|
|
|
Yorumlar (12 adet) |
|
Yazan: wildwind |
Tarih: 21 Haziran 2008 |
Saat: 15:16 |
İyi günler...
Oğlum 2,5 yaşında golden-labrador kırması. 1,5 aylıkken aldık. ancak bu 2,5 yıl zarfında 2 kere beni 1 kere eşimi son olarak da geçtiğimiz günlerde kardeşimi ısırdı. işim korkutucu tarafı o yatıyor sevdirirken kendini eğilip öptüğümüz zaman direk dalıyor. ilk beni ısırdığında uyuyordu heyecanlandı dedim. eşimi ısırdığında beni kıskandı yaptı dedim. beni tekrar ısırdığında uyku sersemi hata bende dedim. ama artık bahanem kalmadı ve kardeşime uzun süre kendini öptürdükten sonra suratına daldı. ne uyku sersemiydi ne başka bişi. aklım almıyor. bu kadar sevilen bir hayvan nasıl yapar bunu. birde son bir aydır yeni bir sorun çıktı. ben evden çıktığımda kapıları parçalıyor. ağlıyor. apartmanı inletiyor. doktorumuz psikolojik sorunları olduğunu söyledi. tedaviye başladık. ancak hiç düzelme görülmüyor. yardımcı olursanız çok sevinirim. oğlumu vermek veya uyutmak istemiyorum. lütfen yardım
|
|
|
Yazan: flashback |
Tarih: 19 Ocak 2006 |
Saat: 11:30 |
13 aylik bir shar-peim var ve islerimden dolayi iyi bir aileye vermek amaciyla ilan panosuna bilgi biraktim. ancak onu ozleyecegimden dolayi ayni sehirde bir yere vermek ve arada gormek de istiyorum. onu yeni ailesine verdikten sonra ziyaret edip gormem onun psikolojisi yonunden nasil bir etki yaratir?
bu konuda bana tavsiyeleriniz nelerdir?
|
|
|
Yazan: TUBAA |
Tarih: 03 Aralık 2004 |
Saat: 13:24 |
Merhabalar,
Bizim 5 yaşında erkek bir Pintcherimiz var. Oldukça hassas bir köpek ve biz 3. sahibiyiz. Herşeyden korkan (şemsiye, gazete vs.), ama tek başına evde kalabilen, tuvalet eğitimli, tasmasız gezdirilebilen bir hayvan. Geldiği ilk günden beri de bizimle yatıyor.
Aynı zamanda 7 aylık bir oğlum var. Hastaneden ilk eve geldiğimizde köpeğimizle 2 günlük bir küslük ve gariplik dönemi yaşadık normal olarak. Bugüne kadar ender olarak da 2-3 gece boyunca kustu, bazı günler ishal oldu. Ama veterineri bunun fiziksel olmadığını söyledi.
Kıskanmasın diye ben oğlumu severken eşim de köpeği seviyor ama bu durumdan pek hoşnut değil, hep onunla ilgilenelim istiyor. Akşamları eve geldiğimizde bizi her zamanki gibi karşılıyor ama sevgiye ve ilgiye doymuyor asla.
Son zamanlarda ise eşim başında durmadan yemek yemez oldu.
Önceden dışarı gidelim dedik mi herkesten önce dışarı fırlardı şimdi ise gittiğimiz çoğu yere mümkün olduğunca onu da götürüyoruz ama oğlumun da geldiğini anlarsa odasına kaçıyor ve inatla gelmiyor. Evde kalırsa da eve döndüğümüzde oğlumun oyuncaklarını veya patiklerini salonun ortasında buluyoruz. Oğlanın odasından evin heryerine taşıyor onları biz yokken.
Böyle durumlarda suçlu olduğu için şiddet uygulayacağımızı zannediyor sanırım önceki sahipleri uygulamış çünkü hemen yerlerde sürüne sürüne kaçıyor. Ama biz onu azarlamıyoruz bile, yine de kucağımıza alıpn seviyoruz ki küsüp ağlamasın.
Geçen akşam oğlum rahatsız olduğu için onun odasında yattım ve dün akşam kendi yatağımda yatınca benden kaçtı. Onunla konuştum, öptüm, sevdim ancak o zaman benimle yatmaya ikna oldu.
Köpeğimizi en az oğlumuz kadar seviyoruz ama kıskançlıktan kaynaklanan bu hali bizi çok endişelendiriyor . Onu gelecekte kaybetmeye dayanamayacağımız için çiftleştirmek de istiyoruz, hatta eşi hazır ama cesaret edemiyoruz. Oğlumdan bu kadar rahatsızken belki yavrusuyla da anlaşamaz.
Çoğu kez eşim köpeği tutup oğluma sevdiriyor ki ten teması olsun belki köpek alışır diye ama o zaman da çocuga hırlıyor. Bunun aksine eşimle parkta gezerken uzaktan bebek arabasında çocuk görürse ona doğru koşup kokluyormuş, oğlum olmadığını anlayınca da eşimin yanına geri dönüyormuş.
Köpeğimizin üzülmesini istemiyoruz, oğlumal anlaşmasını istiyoruz, sizden yardım rica ediyoruz.
Teşekkür ederiz.
|
|
|
Yazan: Üyeyim |
Tarih: 08 Nisan 2004 |
Saat: 16:07 |
Sayım Tamer Bey
Ben kangal köpeği sahibiyim.(2 aylık)Bu köpek işler yüzünden başka yerde kalıyor.Almayı düşünüyorum.Ama arkadaşlar:sana saldırır dedikleri için almıyorum.Bu köpek beni ısırır mı?ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER,BAŞARILAR!! |
|
|
Yazan: dursunerarslan |
Tarih: 04 Aralık 2003 |
Saat: 21:23 |
sn tamer bey ben size 1 şey sormak istiyorum.döberman cinsi köpekler belli bir yaştan sonra beyın büyümesi sebebiyle sahibine saldirıyormuş.bu konuda bilginize ihtiyacım var.döberman sahibi olmayı düşünüyordum şu an kafam karışık yardımcı olursanız çok sevinirim.TEŞEKKÜRLER BAŞARILAR!!!
|
|
|
Yazan: atiye2002ab |
Tarih: 26 Ağustos 2003 |
Saat: 21:54 |
Sayın Tamer Dodurka,
İki yaşında bir kızımız var Geçen yıl bir parkta kaza yapmış halde bulduk ve ilgilendik. Götürdüğümüz veterinerlerin çoğu ötenazi yapılması gerektiğini söyledi ama gönlümüz razı olmadı ve Aydın Adnan Menderes veterinerlik fakültesinde bir operasyon yaptırdık.Tanhrıya şükür iyileşti. Çok neşeli bir çocuk oldu ama üç kedim var ve onlarla problem yaşadığımız için sahiplenilmesi kaydıyla İzmir'de barınağa verdik. Altı aya yakınorada kaldı. Ziyaretine gittikçe ağlıyordu. Sonunda kaçmış. Bir kaç günlük bir arama sonucu dağda çobanların yanında buldum ve aldım. Altı aydır da bizimle birlikte ve yaşamının sonuna kadar da bizimle olmasında kararlıyız. Doğrusu Bıdık'ın cinsini bilmiyorum(Zaten bizim için önemli değil) Anbcak biraz psiko9lojisini anlamak adına bilmemin gerekli olduğunu da düşünüyorum. Bıdık biraz Jack Russel teriyere benziyor. Sitemizdeki çocuklar gördüklerinde -A! Maske Filmindeki köpeğin aynısı diye bağırıyorlar. Bıdık'ımzın sorunu dışarı çıktığımızda çığlıklar atarak erkek yada kız olsun farketmez bütün köpeklere bağırması. Yanına yaklaştırmıyor. Hiç arkadaş edinememesi beni endişelendiriyor. Daha önce bir haski arkadaşı vardı ona bile saldırgan bir tutum geliştirdi. Ayrıca dışarıdaki kedeileri de hemen kovalıyor. Ailenin bir ferdi olduklarını düşünüyor olsa gerek evdeki
kedilere karşı saldırgan değil. Ayrıca son zamanlarda balkona çişini de yapmaya başladı(sık olmasa bile).Çok neşelğ bir çocuk olmasına rağmen bu tutumu beni endişelendiriyor.
Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler. Çalışmanızda başarılar.
ati |
|
|
Yazan: editör |
Tarih: 05 Nisan 2003 |
Saat: 15:48 |
Prof. Tamer Dodurka'nın yorumlarınız için yanıtını onun adına yayınlıyorum.
"Bir hayvanın davranışını etkileyen çevre şartları veya hayvanın kendisine ait özellikler o kadar farklıdır ki, çoğu kez hayvan sahibi dahi bunların farkında olmaz. Oysa bunlar, davranış bozukluğunun altında yatan en önemli faktörlerdir. Bir davranışın izah edilmesi veya düzeltilmesi için de altta yatan sebebin mutlaka ortaya konulması gerekir. Bu ise hayvan sahibiyle en az bir saat süren seanslar sayesinde gerçekleştirilebilir. Yani internet ortamında, oturduğumuz yerden hayvan davranışını açıklayabilmek mümkün değildir. Bu nedenlerden dolayı, bu tür soruları yanıtsız bıraktığım için kusura bakılmamasını rica ediyorum"
|
|
|
Yazan: kerem |
Tarih: 02 Nisan 2003 |
Saat: 02:41 |
Öncelikle verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkürler. Kitabınızı büyük bir zevkle okudum ve Türkiye de bir ilki gerçekleştirdiğinizden ötürü sizi kutlarım.
Benimde 1 yaşında Alman Kurdum var. Yaklaşık iki ay evvel aldık. Anladığımız kadarıyla fazlaca sahip değiştirmiş ve hayli bakımsız kalmış bir köpekti. O na bir şans vermeye karar verdim ve ailemizin bir ferdi yaptık.
Ancak yeni yeni insanlara karşı sert davranışlarına tanık oluyoruz. Bazı kişilerden hoşlanmıyor ve hırlıyor ve hatta sevdirdiği insana bile aniden hırlama yapabiliyor.
Esim 7 aylık hamile ve kısa bir süre sonra bebeğimiz olacak...
Paşayı çok seviyoruz ve o da bize karşı çok nazik ve yumuşak ancak, doğacak bebeğe karşı tutumunun ne olacağı bizi meraklandırıyor.
Klasik son olan bebek gelir köpek gider. Asla kabul edemeyeceğimiz bir sonuçtur. Hepberaber mutlu olabilmenin formülünü araştırıyoruz.
Paşanın bize gelene kadarki 10 aylık geçmişi tamamen kapalı kutu. Biz aldığımızda da bahçeye atılmış haldeydi, kendine ait bir kulübesi bile yoktu, anladığınız gibi geçmişi kötü şartlardaydı.
Şu anda bir apartman dairesinde, bizimle beraber yaşıyor. Hergün en az 1 saat sahilde yürüyor ve oynuyor.
Tek kuşkumuz gelecek bebeğe nasıl davranacağı ve insanlara bazen yaptığı sinirli çıkışlar... |
|
|
Yazan: %MİNE% |
Tarih: 25 Mart 2003 |
Saat: 09:32 |
SN.Tamer Bey; benimde minyatür pincherim var. 2 yaşında, dişi adı emily. O eşim ve benim çocuğumuz gibi. Benim sorunum, eşim ve ben artık bebek istiyoruz. Fakat Emily çocuklara karşı çok sinirli. Acaba eve yeni gelen bir bebek'e zarar verebilirmi? Ne gibi önlemler almam gerekir. Bana yardımcı olursanız sevinirim. İyi çalışmalar dilerim. |
|
|
Yazan: çupa |
Tarih: 24 Mart 2003 |
Saat: 15:58 |
bizimde 5 aylık bir pincher +terrier karması bir kızımız var..bunun az rastlanan bir cins olduğunu biliyoruz..bu özel cinse ait bilgi verebilirmisiniz ..?? baskın davranışın baba pincher dan aldığını sanıyoruz çok akıllı ve müthiş oyuncu.. |
|
|
Yazan: tomarktus |
Tarih: 21 Mart 2003 |
Saat: 04:15 |
Hayvan sahiplerine yardımcı olacak kitapların piyasada çoğalmasını diliyorum. Nasıl beslendikleri veya ırklarıyla ilgili kitaplar biraz daha rahat bulunabiliyor. Ancak köpeğin ihtiyaçları sadece fiziksel değil. Onun duyguları var ve bizler bunu gözardı ediyoruz. Bu konuda piyasada büyük boşluk var. Ama bu tür kitapların rantı yok tabi ki; çünkü resimsiz kitaplara bakmıyoruz bile...... |
|
|
Yazan: punchik |
Tarih: 19 Mart 2003 |
Saat: 20:40 |
Ben minik kızımı sahiplenmeden önce köpek psikolojisini okudum. Bana nasıl yardımcı olduğunu anlatamam. Hala da başucumda duruyor aklıma birşey takıldıkça inceliyorum. Bütün köpek dostlarına tavsiye ederim. Küçük dostunuz sizinle konuşamıyor(en azından bizim dilimizde). Ama sizin onu anlamak için elinizde fırsat var. Kaçırmayın..... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|