Yardım Email Gönder  
 erujum - Yeni Yavr...
 erujum - Amerikan ...
 karlıçınar - Kanga...
 toprak musti - Sib...
 toprak musti - Orh...
 köpek_isteyen - Bu...
Şifremi Unuttum!

Küçücük yerde büyük hayatlar

Saat sabahın körü... Hava buz gibi... Yerler de buz içinde... Kar yağıyor... İnsanlar koştura koştura işlerine yetişmeye çalışıyorlar.

Üsküdar iskelesinde bir bankamatik kabini... İçinde 5 tane çocuk ve 2 tane kocaman köpek...
Birbirlerine sarılmış uyuyorlar. Üst üste...

İki kişinin bile boylu boyuna yatamayacağı bir yerde tam 7 can...

Kapının dışında torbalar içinde simitler, poğaçalar bırakılmış.

Yavaşça kapıyı araladım. Bir buhar bulutu ve insan/köpek kokusu yüzüme çarptı. İçerisi sıcacık...

Yere bir hasır serilmiş, kağıt bardaklar, ekmek parçaları bir kenarda toplanmış.

Çocuklardan biri uyanıp diğerlerine bağırdı :

- Kalkın leenn, bi abla geldi, çıkarın köpekleri dışarı, korkmasın abla.

- Yok yok çıkarmayın sakın. Korkmam ben. Hem ben hepiniz için geldim.

Hepsi uyandı, gözleri pırıl pırıl, gülümsüyorlardı. Köpekler yattıkları yerden kuyruklarını pat pat yere vuruyor, kulaklarını oynatıyorlardı neşe içinde.

- İçeride bir kişilik daha yer var mi benim için ??

Aslında yoktu. Ayağa kalktıklarında bile, birbirlerinin ayaklarına ve yerde yatan köpeklere basmamak için komik hareketlerle dengede durmaya çalışıyorlardı.

Çocuklardan biri montunu köpeğin üzerine sermiş, kendisi incecik bir kazakla duruyordu.

- "Neden çıkardın montunu, üşürsün sonra...'' diye sordum, alacağım cevabı bile bile...

- Yok abla üşümüyorum ben, hem bak bu köpek çok yaşlı, üşüyor, çok titriyordu, hem ben o kadar titremiyorum bak...

Köpeğe baktım, gerçekten yaşlı görünüyordu, bitkin ve güçsüz bir hali vardı.

- Ben bu köpeği yavruyken buldum, 10 senedir ona bakıyorum.

Evet, köpek 10 yaşında hatta daha da fazla olabilirdi ama çocuk da 10-12 yaşından fazla değildi ki.. Yalan söylediğini bile bile güldüm.

- Oğlum, çek şu ekmeği hayvanın burnunun üzerinden, yemiyor işte.

- Durun çocuklar, benim yanımda mama var, bunu yerler şimdi.

Çantamda sürekli bulundurduğum mama torbasını çıkardım ve köpeklerin önüne döktüm biraz. Ama bir bana bir de yerdeki mamaya bakıp durdular.

- Aç değil mi bu hayvanlar ? Doyurdunuz mu siz ?

- Yok abla, tok değiller, ama yerden birşey yemez onlar. Elinle yedirmen lazım.

- ????????

Çocuklardan biri, yerdeki mamayı avuçlayıp hayvanın ağzına dayadı. Ve köpek iştahla yemeye başladı çocuğun avucundan.

- Bunlar hep bizim elimizden yerler. Öyle alıştılar. Biri yere birşey bıraksa da yemezler, bizim yüzümüze bakarlar, biz veririz öyle yerler.

- !!!!!!!!

O sırada bir adam, kapının arasından içeriye doğru para uzattı.

- Alın çocuklar, paylaşın aranızda.

Ama 5 milyonluk banknot, bir anda beşinin birden elleri arasında parçalandı. Paylaşın dediyse 5 eşit parçaya bölün demedi ki adam. Hay Allah.. Çocuklar da ben de bakakaldık kağıt parçalarına. Adamın taktiği yanlıştı aslında. ''Hepsine tek tek 1'er milyon vermek daha iyi olurdu'' diye düşündüm. Ama belki de adamın o kadar bozuk parası yoktu. Neyse, oldu bir kere.
Aynı hatayı benim yapmamam lazım diye düşünerek çantamı karıştırmaya başladım. Tüh be, benim de o kadar bozuk param yoktu. Gidip bir yerden bozdurayım diye düşünürken çocuklardan biri durumu farketti sanırım.

- Abla, bozuk paran varsa bana ver, ben paylaştırırım arkadaşlara.. Zaten beraber harcıyoruz.
Bir an tereddüt ettim. Ya yine aynı sahne gerçekleşir de paralar un ufak olur mu, ya da o çocuk diğerlerine vermez de hepsini kendi mi alır diye bocalarken, aralarında kaş göz işaretleriyle anlaştıklarını farkettim. Benden parayı isteyen çocuk hariç, hepsi geri çekildi ve beklemeye başladı. Galiba bu çocuk grubun reisi, diye düşündüm.

- İsterseniz size yiyecek birşeyler alıp geleyim, ne istersiniz ?

- Sağol abla, karnımız iyi kötü doyuyor, burada bize ekmek, simit, sandviç getirip bırakıyorlar. Ama paramız olsa birer bardak çay alır, bir de yanına birer sigara tüttürürdük ki, ooh o zaman değme keyfimize...

- Neee, sigara mı ? Sigara da mı içiyorsunuz ?? Hayır olmazz, içmeyinnn...

- Neden abla ??

- Eeee, şeyyy...

Şimdi bu çocuklara sigaranın zararlarından bahsetmek ne kadar işe yarardı ki, yaşadıkları bunca kötü şartlara, tehlikelere, risklere rağmen.

- Hmmm, şey yani, diyorum ki soğuk havalarda sigara içerseniz hasta olursunuz.

(Off be yalana bak, ne saçmaladım ben şimdi, ne yani dondurma mı bu, sıcak havada içince zararı yok mu bu meretin, şimdi böyle dedim diye bütün yaz fosur fosur içerlermiş bir de.. Tühh, çocuk bile inanmaz bu yalana, bu soğukta sokaklarda hasta olmayacaklar da içtikleri sigara onları hasta edecek, ettiğim de laf mı şimdi.)

Çocuklar bu sözüme gülerek karşılık verdiler. Ben de güldüm.

- Pekala, alın bakalım. Ama hepinize eşit harcayın tamam mı ?

- Sen merak etme abla, Hasan abi halleder.

Tamam işte, tahmin ettiğim gibi. Bu çocuk onların reisi.

- Şimdi ben gidiyorum. Hem kendinize hem de köpeklerinize iyi bakın olur mu ?

(Allah allaaah, yine ne biçim laf ettim yaa.. Hepsi sokaklarda yaşıyorlar, hem de bu soğukta, hem de küçücük bir kabinde tıkış tıkış, ben de kalkmış onlara '' kendinize iyi bakın '' diyorum. Kendimi bu kadar aptal hissetmemiştim.)

Çocuklar gülümseyerek bana baktı. Köpekler ise karınları doyunca gerine gerine kalktılar ayağa. Hepsinin başını okşadım tek tek.. Bu sahneye üzüleyim mi, üzülmeyeyim mi şaşırdım. Aslında çok kötü şartlar içindeler, ama yine de sürekli yüzleri gülüyor, keyifleri yerinde görünüyor, gözlerinde şikayet eden, acı ve umutsuzluk dolu bakışlar göremedim nedense.. Köpeklerin bile.. Belki bu hallerini kabullendiklerinden, belki de artık benim mantığımı yitirmiş olmamdan ötürü böyleydi.

Hepsinin de kaderi aynıydı. Hepsi de evsiz, sahipsiz ve sokaklarda yaşamak zorunda bırakılmış can'lardı. Belki de bu yüzden, insan-hayvan demeden birbirlerini arkadaş, kardeş bellemiş, birbirlerine böylesine sarılmışlardı. Bir lokma yiyecek, başlarını sokacak küçücük bir yer ve sevgi dolu gülen gözler, onları mutlu etmeye yetiyordu. Ya da ben yanılıyordum. Onların hakettiği çok ama çok daha fazlasıydı aslında. 

Yaşadığım bu 10 dakikalık küçük dünyada, kafam allak bullak olmuş, şaşkınlık ve karmaşa içinde ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi şaşırmıştım. Onların yerine belki de bizim isyan etmemiz gerekiyordu bu düzene, düzensizliğe.

Oradan uzaklaşıp yola koyuldum. Deniz epey dalgalıydı. Tekne motorları sallandığında genelde tedirgin olurdum, hatta içim daralır, kalbim çarpardı bazen, pencerenin kenarından bir denizi bir gökyüzünü gördüğümde.. Ama bu sabah tekne fındık kabuğu gibi sallandığı halde, kafamdan bir türlü atamadığım o görüntüler yüzünden korkmayı bile unuttum adeta.

Ofisten içeri girip te patronun asık suratını gördüğümde, geç kalmış olduğumu farkettim. Ama olsun, bu yaşadığım birkaç dakikalık örnek yaşamlara, her şeye rağmen hayatın katlanılabilir kılınabileceğine dair o gördüğüm inanılmaz manzaralara değerdi.

Masama oturdum. Yine aynı koşturmaca, aynı stres, yaşamak ve yaşatabilmek için gösterilen aynı çaba, aynı didişme başladı işte. Umarım onları tekrar görürüm.

Zeynep Balkay, 26 Şubat 2003

15.12.2003

  İlgili Başlıklar
Zeynep Balkay'ın köpeği Kırpık
Kırpık oğluma
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (7 adet)

 

Yazan: rakun76

Tarih: 30 Aralık 2003

Saat: 09:48

zaten ben buna anlam veremiyorum, sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum??? 4 Ekim'de yardıma muhtaç hayvanlar yararına düzenlediğimiz kermeste ne teyzeler, amcalar vardı ki onlar için 5 milyonun bir değeri bile yoktu, tek kuruş bağış yapmadılar. Ama panayır alanını izlemeye gelen gecekondu çocukları ceplerinden 1'er milyon çıkarıp verdiler..
Klasik Türkiye manzarası işte.


 

Yazan: lyka

Tarih: 25 Aralık 2003

Saat: 01:36

Sadece BAŞLIK bile çok şey anlatıyor Sevgili KIRPIK....Eline,yüreğine,gönlüne sağlık..
Olduğu Gibi Kabullenmeyi öğrenmiş o küçücük bedenlerin kocaman yürekleri ...ama biz kocaman adamlar kocaman yüreklerimize sığdıramıyoruz onları....
elimizden gelse toplama kamplarına atıp topyekun sabun yapacağız hayvanları ve çocukları...
Yazık çok yazık, o küçücük çocuklar kadar bile büyüyemedik......
Sevgiler ....


 

Yazan: KIRPIK

Tarih: 23 Aralık 2003

Saat: 17:38

Bu olayı geçen kış bizzat yaşamıştım ve o zaman yazmıştım, yine kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yayınlanması iyi bir zamanlama oldu diye düşünüyorum.
Onları birkaç gün boyunca tekrar gördüm ama sonra maalesef bir daha karşılaşmadık.
Belediyenin oradaki (iskeledeki) sokak köpeklerini toplayıp barınağa götürdüğünü duydum ama çocukların köpeklerini verdiğini sanmıyorum ya da buna inanmak istiyorum.
Şimdi hala yaşadıklarını ve en azından onları o gün gördüğüm kadar iyi olduklarını tüm kalbimle ümit ediyorum.
O bankamatik kabinini her gördüğümde o manzaralar hala gözümün önüne gelir, kimbilir kaç yerde kaç sahipsiz insan ve hayvan böyle büyük ve örnek hayatlar yaşıyordur.. Yokluk, itilmişlik ve istenmezlik içinde olmalarına rağmen, birçok kişiden çok daha varlıklılar bence..


 

Yazan: ÖZGE REX

Tarih: 23 Aralık 2003

Saat: 10:54

tebrik ederim konu ve anlatım ifadeniz çok hoş.umarım çocuklar ve paticikleri hala iyidirler.(ne kadar iyi olabilirlerse???)


 

Yazan: konusankedi

Tarih: 23 Aralık 2003

Saat: 10:32

bu çocuklar hala ordalar mıdır acaba?
çok dokunaklı bir hikaye olmuş zeynepcim. bir yanda hep tanık olduğumuz kedi köpek gördüğü yerde tekmeleyen , kovalayan bir sürü velet, bir yanda yaşlı köpek üşümesin diye üzerindeki montu veren bu evsiz çocuklar... bazı şeyler hiç adil değil...


 

Yazan: editör

Tarih: 23 Aralık 2003

Saat: 10:28

Zeynep çok güzel bir öykü. Ayrıca çocukların yanlarındaki köpeklere yerden yememeyi öğretmiş olmaları takdir edilesi bir durum. Onlarlar bir daha karşılaştın mı bilmiyorum ama dilerim çocuklar ve köpekler sokaktan kurtulup sıcak bir yuvaya kavuşabilmişlerdir.


Sayfa başına dönmek için tıklayın
Balıkesirde kayıp yavru ...
Kayıp dişi doberman aran...

Barınaklardan

  Rot doberman...

  Evde butik p...

Eş Arayan

  Bosamıza gel...

  Erkek minyat...

Köpek Arayan

  Trafik kazas...

  Golden retri...

Köpek Veren

  Satılık poin...

  11 aylık diş...

Kanseri koklayan köpek kopyalandı

Ay-yıldızlı PETA Türkiye’ye isyan etti

Kedi ve Köpekler kayıt altına alınacak!

Köpek beslemek çocukları alerjiden koruyor

© 2003. Her hakkı saklıdır.