|
|
|
 |
|
|
|
|
Ankara Eyleminin Ardından |
|
SANA MI KALDI KURTARMAK VATANI ? SANA MI KALDI UYANDIRMAK YATANI ? |
|
Olabildiğince kısa ve net bir şekilde Ankara eyleminin gözlemlerimi ve yaptığımız çalışmaların “perde arkasını” merak edenler için bir de benim kalemimden anlatmak istedim. Öncelikle bu birliktelik istediğimiz zaman ve bazı şeyleri sineye çekebildiğimiz zaman bu kadar çok sivil toplum kuruluşunun bir araya gelebileceğini ve sesini duyurabileceğini gösterdi. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli ve gözden kaçan şey bence bu desteğe sadece hayvan koruma gönüllüleri değil aynı zamanda İşitme Engellileri , İstanbul Barosu Çevre komisyonu , Birgün gazetesi , Başkent üniversitesi televizyonu ( kanal b ) gibi amacı farklı bir çok değişik platform da destek verdi. Olayın sadece hayvan korumacılar tarafından sahiplenilmesi benim hep yüreğimi burkmuştur. Katilim kimdi acaba ? http://www.barinak.gen.tr/yao/katilimkim/index.html |
|
ÜZERİNİZE VAZİFE OLMAYAN İŞLERE KARIŞIN |
|
Olayı başından sonuna kadar organize eden ve bu işe yeni soyunan genç arkadaşların oluşturduğu Barınak Gönüllüleri Derneği ( BGD ) bu işi gerçekten layıkıyla yaptı. Aramızda kalsın ( ! ) eğer buna sanırım başka bir örgüt kalkışmış olsaydı adım gibi eminim “o öyledir , bu böyledir , şu geçmişte böyle yaptı onun gözünün üstünde kaş var” diye bahane bulunacak ve çalışma kendi içimizde baltalanacaktı. Ama bu arkadaşlar o kadar yeniydiler ki kötü niyetli hiç kimse onların geçmişinde şaibe yaratma fırsatını bulamadılar. O nedenle tek tek hepsinin böyle bir avantajı oldu ve herkesin desteğinin toplanmasında yeni olmalarının çok büyük etkileri oldu. Hiçbir dernek ismi önplana çıkmadı. Herkes eşitti , tek bir amaç için oradaydı.
|
|
MEDICE CURA TE IPSUM : “ DOKTOR SEN ÖNCE KENDİNİ İYİ ET !” Bu arada önceden alınan randevulardan ve katılımlarımızdan da bahsedeyim : TBMM ‘de 12 nisan günü için iki partiden randevu alınmıştı.ANAP ‘tan Züheyir… ile CHP’den Kemal Anadol. Süremiz kısıtlı olduğu için (bir saat ) her iki vekille de önceden hazırlanan kişilerle beraber (yaklaşık 10 kişi ) basının huzurunda toplantıya katılıp öncelikle 5199’un uygulanmadığı , yönetmeliklerin çıkmadığı , tüm partilerin konuya duyarsız kaldığı , barınakların ölüm kampı haline geldiği ve Türkiye’nin dünyaya rezil oldğundan bahsettik. BGDnin hazırlamış olduğu vahşet görüntülü Türkiye Hayvan Hakları İhlali raporunu sunduk. Doğal olarak o tecavüz ve toplu katliam görüntülerini kaldırıp gösterdiğimizde tüm vekiller ve yardımcıları gözlerini kaçırdılar , böyle vahşet olamazda ortak paydaya geldiler . Ancak benim gözlemim şu ki kimsenin bu görüntülerden haberi olmadığı yönünde....onlar ilk gördükleri için şoke oldular..bizler ne de olsa o kadar alışığız ki bu görüntülere açıkçası onların şaşırmasına ben de şaşırdım ! gerçi bir gün önce Nesrin Çıtırık Hanım , Deniz Baykal ile görüşüp kaleyi her ne kadar önceden fethetse de insan karşısında “standart vekillerden“ birini görünce açıkçası garipsiyor. Hele ki CHP li İzmir vekili Kemal Anadol ‘un biz katliam yapmıyoruz katliam ilacı striktini AKPli sağlık bakanlığı temin ediyor onlar yapıyor diyince hayvanlar üzerinden politikanın nasıl yapılacağı da adım adım ufukta göründü ( devamını akşam NTV ‘de izlediniz zaten )..buradaki görüşmelerde tek umudum açıkçası CHP milletvekili ve aynı zamanda TBMM ADALET KOMİSYONU ÜYESİ ‘ne baroda hazırlamış olduğumuz yasa değişikliği önerisini dosya halinde sunduk ve kendisi de zaten biz de bunu bekliyorduk benim buna ihtiyacım vardı zaten dedi..kendisi ile devamlı kontak halinde kalacağız..bu bir miktar ümit verici oldu. Kendisinin adalet komisyonu üyesi olması açıkçası yasa değişikliğinin bu açıdan göürşülmesinde büyük bir adım. ( Bu arada hemen belirteyim görüşmeler halinde bulunduğumuz tüm yetkililere bu 5199 değişiklik taslak metni gerekçeleri ile dosya olarak verildi bunu ayrıca aşağıda tek tek belirtmeyeceğim ). Tecrübe olması açısından belirtmek istiyorum bu görüşmelerin bundan sonra en fazla 3 kişi ile yapılması taraftarıyım.. karşımızdaki kişiler konuyu bizler kadar bilmiyorlar ve duyarsızlar..onun için durumu net ve öz anlatmak gerekiyor..o kargaşada onlar da otomatikman savunmaya geçtikleri için uzun vadede bizlere de eminim “bugün de hayvanseverler geldi geçti “ diye bakıyorlardır..
|
|
MİNAREDEN AT BENİ, İN AŞAĞI TUT BENİ ! Yine bu görüşmeler de basının tahriklerine kapılmamak ama yerinde ve ölçülü müdahele etmek gerekiyor..çünkü basın her iki vekile de “ Sibel Kekkili”yi magazinsel olarak sorunca ve olayı magazin boyutuna çekmeye çalışınca ortam gerildi ancak kameralar çalışmaya devam etti....bizler hemen müdahele ettik gerçi ama bahaneleri “ekmak parası ve haber müdürlerinin bu yönde soru sorma istemleri “ idi..biz buraya derdimizi anlatmaya geldik süremizi çalıyorsunuz dedik . Belki bizim açımızdan tahrik olmamak gerekiyor ama durumun vehameti meclis de olsa hemen magazine kayıyor ve görüntülere hep o gerilim anları çıkıyor , ilgisiz yetkililer de kendi menfaatlerini de düşünerek tvler karşısında yanlış yanıt vermemek için daha çok panik yapıyorlar , esas konu kaynıyor.
|
|
FORMALİTE YOK , KEFİL YOK , BEKLEMEK YOK..SADECE YÜREĞİNİ GETİRİYORSUN : Saat 13 teki Tandoğan meydanını görmeliydiniz. Emin olun gazetelere ve tvlere yansıdığından çok daha güzeldi..çok daha etkiliydi..onlarca kameraman ve fotoğraf makinesi vardı. Tabii ki akşam haberlerine ya da ertesi günkü haberlere bunların mini minnacık bir kısmı verildi. Bundan emin olun ve olayın boyutunun küçük gibi görünmesi sakın sizi endişelendirmesin. Hiçbir dernek ismi ön plana çıkmadı ama destek verenelerin hepsi orada isimleri yazılıydı. 5199 ‘un ne olduğu bilmeyenin kafasına bile girdi. Bekir Coşkun’dan , Peta’ya ve Sibel Kekkilli’ye , TBMM CHP vekili Yılmaz Ateş’e kadar bir çok tanınmış isim de oradaydı. |
|
Bu arada bizimle çok az ilgilenen basın özellikle NTV o gün bize çalıştı diyebilirim. Tandoğan eylemi devam ederken Nesrin Hanım ve ben öğleden sonra Celal Pir’in canlı yayına çıktık. Sorular güzel seçilmişti ve NTV ‘nin bu ekibi gerçekten bize gün sonuna kadar destek oldu. Daha sonra ise NTV radyoya canlı olarak bağlanıldı benimle , İnci Kutayla , Jale Güvenle, İzmir ekibiyle de röportaj yapılarak uzun uzun durum tekrar anlatıldı. ( NTVnin başka bir ekibinin daha sonraki yaptığı hainliği bir sonraki paragraflarda anlatacağım) |
|
SÖZ : Biz tv yayınında iken Anıtkabir yürüyüşleri başlamıştı. Daha sonra anlatılanlar ise gurur vericiydi grubun bir ucu mozoleye varmışken öbür ucu daha Anıttepe girişdeydi. Basın gerekli izinleri önceden alamadığı için bu görüntüleri tvlerde izleyemediniz ancak fotoları sanırım gelmeye başladı sizlere de..bir anda bu yürüyüş kalabalığın 3000 kişini üzerine çıktığını rahatlıkla söyleyebilirim..bu yürüyüşe Peta dahil yabancılar da geldiler.. BURADA TÜRK GENÇLİĞİ OLARAK DİMDİK VE GURURLA DURARAK BİR KEZ DAHA HAYKIRIYORUZ Kİ ; TÜM CANLARIMIZI SAVUNMAK , ONLARIN HAKKININ HERKES TARAFINDAN BİR ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN BUNDAN SONRA DA HER ALANDA DEV ADIMLARLA YÜRÜYECEĞİMİZ İÇİN HUZURUNDA AND İÇİYORUZ !
|
|
YA DERDİMİZE DERMAN YA KATLİMİZE FERMAN : Bu arada hiç anlatmak istemediğim ama tecrübe olması açısından kaleme almak zorunda olduğunu bildiğim bir olayı da paylaşmk istiyorum. Konuyu çok büyük gayretlere biz hayvanlara yapılan eziyetin duyurulması etrafında toplamak istesek de ko-medya olayı hep Sibel Kekkilli boyutu ile almak istedi. Bunu engellemek için sayın Berra Özbey büyük çaba sarfetti. Çünkü özellikle Ntv’nin magazin ekibi kendisi ile canlı yayın röportaj yapmak istedi ve bizi araya koymaya çalıştı. Sibel Kekilli hepimizi açıkçası yanıltarak “ eğer bu program hayvan hakları ile ilgili olmayacaksa ve Av. Ahmet Kemal Şenpolat da yayına çıkmıyorsa ben de çıkmıyorum” dedi…Berra Hanım da bunun için ağlama derecesine gelene kadar medyayla köşe kapmaca oynamak zorunda kaldı..Çünkü herkes yayının nereye gideceğini tahmin etti……ortam o yoğunluğumuzda oldukça karıştı..araya İstanbul NTV girdi toparlamaya çalıştılar..ben de şahsen çok gerildim açıkçası..5 dakikalık bir yayındı zaten altı üstü..katılmasam da olurdu…fakat sonradan olay öyle bir boyuta geldi ki Sibel Kekkili’yi bulup telefonda hakaretler bile yağdırmışlar..bunu yapan Ntv’nin tamamı değil o kültür sanat (!) programını yapan Handan denilen bir kişi..yoksa NTV inanın bize o gün çok destek oldu ve en iyi yayını haberleri ile , halktan gelen sorularıyla hatta kendi telefon hatlarının kitlenmesini ara ara sokaktaki vatandaşın da sesini yayına vererek en iyi onlar başardı diyebilirim..( bu konuyu kapatıyorum ama tecrübe olması ve Sibel Kekilli ‘yi biraz da gerçek yönüyle tanımanız için yazmak istedim ) |
|
Tam bu kargaşayı atlattık derken akşamki NTV yayını gündeme geldi oraya bu sefer gerçekten ben şahsen çok çıkmak istedim ancak gün içinde haklarımı kullanmış olduğum için (!) beni artık yayına almak istmediler , zaten ısrarcı da olmadım.dılar ve yayına Ankara’dan Nesrin Hanım ile Haykod başkanı Göksal Karagöl katıldı. İstanbul’dan yayına katılan veteriner Murat Bey de İstanbul’da olmasına rağmen bizdendi Bu arkadaşları lütfen destek olalım. Hataları yayında olmuş olabilir ancak canlı yayın..hele tv yayınları çok zordur..zamanla onlar da düzelir…önemli olan mesajı iyi verebilmekti..bu da bence hala başarılıyor…Diğer tecrübeli politikacı ve basit çözüm taraftarlarını anlatmıyorum , onları herkes biliyor zaten. Ancak vekillerin ve bürokratların hangi ideolojiden olursa olsun hayvanlar üzerinden politika yapılabileceği ortaya çıktı. Halbuki çözüm onlar yerine yine bu işe gönül vermiş kişilerden geleceği , onların olaya hep holding – yazışma – damglama – mühürleme- imzlama gibi vazgeçemedikleri bürokratik işlemlerle sonuca ulaşmak istedikleri tekrar teyit oldu. ADALETİN GÖZLERİ DEĞİL ELLERİ BAĞLI : Bu arada büyük bir sürpriz olarak Saat 18 de İçişleri bakanlığından (Aylin Cumalı’nın katkılarını unutmayalım ) çağrıldık ve bakan Abdülkadir Aksu’nun yanına çıktık. Özellikle barınakların durumu , son zamanlarda meydana gelen katliamlar ve 5199un uygulanmamasının örnekleri açıkça anlatıldı. Ben hatta en sonunda dedim ki “ kaymakamlarınız valileriniz bile sizi dinlemiyor , genç hukukçu olarak kime güveneceğim ben ? Sizin çıkarttığınız genelgeleri valileriniz belediye başkanlarınız uygulamıyorlar , kılıfına uygun yanıt veriyorlar , ..İznik’te örneğin katliam yaşandı yolladığınız müfettişler katliam olmadığına dair raporlar düzenliyorlar ben kendi kendime mi uyduruyorum bunları dedim…siz inanmasanız da dünya buraya indi rezil oluyorum bir Türk vatandaşı olarak ..tüm dünya bizi konuşuyor burası hala gözlerini kapamış üstelik bana yurtdışından bir yazı geldiğinde Türkler eşeklere köpeklere tecavüz ediyor , bu sizin memlekette gelenek halinde mi uygulanıyor diye sorduklarında yerin dibine giriyorum…daha dün trenden inmeden Beykoz katliamı haberi geliyor , tam sizle görüşürken Nazilli’den itlaf haberi geliyor..bu yetkili ilgisizler sizi bile dinlemeyince bizi kim dinler ki ? “ sitemimi de ilettim..Kendisi açıkçası ilk başta bu yaşananları münferit olaylar olarak göstermeye çalıştı ama sonra sanırım durumun vehametini en azından kabul etmek zorunda kaldı…5199 ile ilgili tekrar bir genelge yayınlamaya ve tüm valilere tekrar yollamaya karar verdi , yasa değişikliğimizi , fotoğraflarımızı aldı bu işlerle ilgilenen danışmanı ile bizi tanıştırdı. Onunla da görüşmemiz olumlu geçtiğini en geç on güne kadar bu genelgelerin çıkacağı sözünü aldık..kendisi de aslında iyi bir hayvansever olduğunu bilmenizi isterim..tecavüzün tüm bu yapılanların açıklaması yok dedi…bunlar samimi itiraflar olduğunu söylemem gerekir..en azından önümüzdeki günler için bir parça umut aldığımızı söyleyebilirim. Hazır oraya kadar gitmişken aynı binada emniyet genel müdürü Gökhan Bey , ile de görüştük…kendisi bizim konuyla olan hassasiyetimizden dolayı çıkarken “ gerçekten sizleri tebrik ediyorum , çok önemli işler yapıyorsunuz” dedi..ondan da polis için tutanak tutulmasında arkadaşlarımıza yardımcı olması ,köepkler ile kumar bahanesi ile dövüş yaptırılması sırasında kolluk kuvvetlerinin arkadaşlarımıza yardımıc olmasında önyargılı olmamaları ricasında bulunduk..detaylarına girmeyeceğim ancak olayla bu kadar akıllıca ve bilimsel yaklaşmamızdan çılgın insanlar olmamızın çok hoşuna gittiğini samimi olarak belirtti. Tüm bu görüşmeler yaklaşık iki saati buldu diyebilirim . belki çoğumuz hala ümitsiz olabiliriz ama ateşi alevli tutmak için bunun bile faydalı olduğunu düşünüyorum. |
|
ÇOĞU ZAMAN 3-5 KİŞİ İÇİN YAZDIĞIMIZI SANIRIZ ONLAR BİZİ OKUMAZLAR, ASIL SESLENDİKLERİMİZ HİÇBİR ZAMAN TANIYAMAYACAĞIMIZ BAŞKA 3-5 KİŞİDİR ! : Tabii benim son vurgulamak istediğim önemli bir şey daha var…ne olursa olsun 12 nisan çok önemli bir provaydı ve isimleri duyulmayan bir çok arkadaş bu işte çalıştı..benim şahsımın hukukçu kimliği ya da tv’lerde biraz daha ön planda olmamdan dolayı getirmiş olduğu avantajdan dolayı çoğu zaman da utandığımı itiraf etmeliyim. Halbuki bu işin başından sonuna kadar emeği geçen o kadar çok kişi varki..esas elleri öpülmesi gerekenler onlar..onların çoğunun isimlerini bile bilmiyorum hala..işte asıl kahramanlar onlardı bence bu 12 nisanda, o tevazu sahibi insanlar…onlar kendilerini bilirler…lütfen bu yazılarımı okuyorlarsa en samimi duygularımla onları kucakladıklarımı da bilsinler . Tüm mutfak arkası onlardaydı..belki Ankara’ya bile gelemeyenler oldu aralarında , belki bir cümle yazıp destek oldular , belki bir fikir ile , belki sticker yaparak , belki afiş taşıyarak , belki düzeni sağlayarak , belki bir çok şeyi sineye çekerek…işte benim asıl meleklerim onlardı…tekrar tebrik ediyorum…gözlerinden ellerinden öpüyorum. 26 Nisanda da onlar olacaklar aramızda , daha sonraki Nisanlarda da ! AV. AHMET KEMAL ŞENPOLAT İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI HAYKOD AVUKATI |
|
YUKARIDA ANLATILANLARDAN SONRA AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR DAHA DİKKATLE OKUYUN.. SANIRIM SÖZÜ EN AZINDAN KENDİ AÇIMIZDAN TUTUYORUZ , DEĞİL Mİ ? BURSA NUTKU |
|
" Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır. Polis gelecektir; asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ;polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir; diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır Mahkeme onu mahkum edecektir. Yine düşünecek: demek adliyeyi de islah etmek, rejime göre düzenlemek lazım; Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, İsmet Paşa'ya, Meclis'e telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, Ben inan ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebep ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir!; |
|
İste benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!" |
|
M.Kemal Atatürk |
|
|
17.04.2006 |
|
|
|
|
| | | | | |