|
Öyle sıcaktın ki seni aldığımda, yer yüzünde dostluk diye bir kavram varsa işte bu odur demiştim. Sevmediğim zamanlarda bile sevdiğin, en acı günümde gözümde ki yaşı sildiğin, dayanılmaz olduğun anlarda sessizleştiğin, sevindiğimde beraber zıpladığım, sarılacak biri olmadığında karşımda bulduğum, canını hiçe sayıp canıma can kattığın...
Bir gün firar edip gideceğin aklımın ucuna gelmezdi. Cennet kapılarını açmıştı sana ve sen beni cennetin kapısında beklemek üzere gittin hayatımdan..
Sonra mı; bayılır kalırsın ağlamaktan, uyanır uyanmaz yine başlar. Boğazında bir yumru, yumrudan öte yumruk nefes alamazsın... Ve artık yoksun işte, inanmazsın ki hiç, sanki tatile çıkmış o gibi. yarın yine elinde pembe topu ile dönecekmiş gibi, bir daha sarılacakmış sana sımsıkı, bir daha göğüs kafesine koyup patisini bastıracakmış gibi, hayalet bir koku, kokusu gitmek bilmez burnundan... Derinden sesi gelir, firar etmek mi.. ? Senden mi, hayattan mı ? ... |